İnsanın hayatı boyunca içinde biriktirdiği pişmanlıkları, söyleyemediklerini ve yarım kalmış hayallerini düşündüren bir kitap.
Ahmet’in hastane odasında zaman ve ölümle yüzleştiği o kısa an, aslında koca bir ömrün muhasebesine dönüşüyor. Okurken insan ister istemez kendi hayatına dönüp bakıyor. Ben olsam neyi farklı yapardım? diye düşündürüyor.
Kitapta özellikle geçmişe yapılan yolculuklar, çocukluk anıları ve aile ilişkileri oldukça duygusal bir şekilde işlenmiş. Bazı bölümler insanın içine dokunan, hüzünlü ama gerçekçi bir etki bırakıyor. Bununla birlikte bazı yerlerde olay akışının biraz daha derinleşmesini ya da karakterlerin daha uzun anlatılmasını isterdim. Yine de verdiği duygu ve düşündürdükleri açısından etkileyici bir hikâye.
Yazar İdris Kenç’in kalemi sade ve anlaşılır. Abartılı bir dil yerine daha sakin ve içe dönük bir anlatım tercih etmiş. Bu da kitabın verdiği duyguyu daha gerçek ve samimi hissettiriyor. Özellikle insanın iç dünyasını ve pişmanlık duygusunu anlatırken oldukça başarılı buldum.
Genel olarak Bir Nefeslik Zaman, hayatın ne kadar hızlı geçtiğini ve bazen söyleyemediklerimizin içimizde nasıl bir ağırlık bıraktığını hatırlatan, düşündürücü bir kitap. Bitirdiğimde aklımda kalan soru şu oldu: Gerçekten bir nefes, koca bir ömrü değiştirmeye yeter mi?