Selam canlarım ️
Ben geldim ve bugün sizlere yine çok güzel bir askeri kitapla geldim Gizem Topak’ın kaleminden çıkan Göğe Kadar Sen 1 Memleket Sevdası kitabı ile geldiiiim
Hemen kısacık konusundan bahsedeyim
Dağhan İdris, yıllar önce sevdiği kadınla yaşadığı ayrılıktan sonra Artvin’den Iğdır’a giden ve tam 7 yıl boyunca memleketine geri adım atmayan başarılı bir yüzbaşıdır. Katıldığı operasyonlardaki başarısıyla adını duyurmuş, disiplinli bir askerdir. Bir gün görev sonrası komutanı tarafından yanına çağrılır. Ancak bu sefer çağrılma sebebi bir görev değildir. Kendisine ikinci bir baba olan amcasının vefat ettiğini öğrenir Bu haber Dağhan’ı derinden sarsar ve yıllardır ayak basmadığı memleketi Artvin’e cenaze için geri dönmek zorunda kalır. Fakat bu dönüşle birlikte Dağhan yıllardır kaçtığı geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalacaktır
Zülal Arga yıllar önce babasının söylediği büyük bir yalan yüzünden sevdiği adamı bırakmak zorunda kalan genç bir kadındır. Gerçekleri bilmeden, sevdiği adamdan vazgeçmek zorunda kalmış ve yıllar boyunca o sevdaya hasret yaşamıştır. Sevdiği adama yeniden kavuşacağı günün hayalini kurarken babasının oynadığı oyun yüzünden Dağhan’la tüm bağları kopar ve onu bir daha göremez. Yıllar sonra Dağhan cenaze için Artvin’e döndüğünde Zülal onu tekrar gördüğünde artık susmamaya karar verir ve Dağhan’ın yıllardır yanlış bildiği gerçeği öğrenmesi ve o yükten kurtulması için her şeyi anlatmaya karar verir. Ama söylenen gerçeklerle birlikte ikisini de bekleyen sürprizlerden ve yaşanacaklardan henüz hiçbirinin haberi yoktur ️
Öncelikle hemen yazarın kaleminden başlayayım Ben Ben Gizem ablanın kalemiyle Wattpad’de tanışmıştım ve o zamandan beri çok severek okuduğum bir kalemi var. Anlatımı gerçekten çok akıcı insanı yormayan, sıkmayan ama bir o kadar da kitabın içine çeken bir tarzı var. Okudukça kitabın içine daha çok çekiliyorsunuz ve sayfalar resmen akıp gidiyor.
Zaten kitabın konusu gereği olay akışını çok merak ederek okuduğum bir kitaptı. Yazarın akıcı kalemi de bu merak duygusuyla birleşince ortaya gerçekten çok güzel bir uyum çıkmış. Hem sürükleyici hem de merak uyandıran bir anlatımı var. Kısacası ben yazarın kalemine gerçekten bayıldım.
Karakterlerimize gelecek olursam öncelikle Zülal ile başlayayım Baştan şunu söylemeliyim ki Zülal’in yaşadıklarına gerçekten çok üzüldüm Mecbur bırakıldığı o durumlar, o zorunluluklar insanın içini acıtıyor. Özellikle babasının ona yaşattığı o sevgisizlik gerçekten çok üzücüydü
Zülal gerçekten çok temiz kalpli, kimseyi kırmak istemeyen ve çok güzel seven bir kadın. Zülal’in Dağhan’ı sevme şekli onun için yaptıkları ve yıllarca çektiği acılar gerçekten çok ağır. Okurken insanın içini parçalayan bir karakter. Yaşadıklarına ve yaşamak zorunda bırakıldıklarına gerçekten çok üzüldüm. Onu okurken insanın içinden onu sarıp sarmalamak, artık kimsenin zarar vermesine izin vermemek geliyor Üstelik yıllar sonra sevdiği adamla yeniden karşı karşıya geldiğinde yaşadığı duygular da gerçekten çok zordu O sahneleri okurken insan ister istemez çok etkileniyor. Ben Zülal’i gerçekten çok sevdim Tabii ki yıllar önce köprüde yaşanan o ayrılık sahnesinde ona hafif kızdım ama sonrasında düşündüğümde onu da anlıyorum. Yıllarca çektiği acı, o yaralı hali, Dağhan’ı hâlâ aynı şekilde sevmesi, onu tekrar gördüğünde yaşadığı o yoğun duygular Hepsi gerçekten çok etkileyiciydi. Zülal çok güzel seven, çok kırılmış ama buna rağmen kalbini tamamen kapatmamış bir karakter. Ben Zülal’i gerçekten çok sevdim.
Dağhan İdris Tüfekçi'ye gelecek olursam
Öncelikle tabii ki kocam da kocam, paşam da paşam diyerek başlamam lazım. Ben Dağhan’ı gerçekten çok ayrı seviyorum. Ama onu severken bir yandan da bazı sahnelerde o kadar üzüldüm ki gerçekten içim paramparça oldu Dağhan’ın o dik duruşu, vatanına olan bağlılığı ve mesleğine duyduğu saygı gerçekten çok etkileyiciydi. Ben Dağhan karakterine gerçekten aşık oldum diyebilirim Ama tabii ki Dağhan da kolay bir hayat yaşamamış. Özellikle o köprüde yaşadığı yıkım Gerçekten insanın içini sızlatan bir olaydı çünkü yıllarca sevdiği kadının bebeklerini aldırdığını düşünerek yaşıyor Üstelik nereye giderse gitsin, operasyona bile giderken cebinden çıkarmadığı bir ultrason fotoğrafı var Ama o fotoğraftaki bebek aslında hiç var olmamış bir bebek Yıllarca bunun acısını taşıması gerçekten çok ağırdı Bu yüzden Dağhan’ın içindeki o kırgınlığı, o acıyı kitap boyunca çok net hissediyorsunuz. Üstelik yaşananlardan sonra yıllarca memleketine ayak basmaması da aslında ne kadar büyük bir yara taşıdığını gösteriyor. Gerçekleri öğrendiği an ise gerçekten çok sarsıcıydı. Çünkü o noktadan baktığınızda Dağhan yıllardır bir yalanın içinde yaşamış bir adam. Sevdiği kadından uzak kalmış, onu yanlış bilerek hayatına devam etmiş. Bu yüzden öğrendiği gerçekler onu çok derinden sarsıyor Ama gerçekleri öğrendikten sonra da Zülal’den uzak kalamıyor. Hatta bazı adımlar atıyor. Her ne kadar bunu mantıkla yaptığını düşünse de aslında duyguları çok daha ön planda Zülal’i korumak istiyor. Bir yandan da babasının yaptıklarına karşılık bir intikam planı devreye giriyor ve bu yüzden anlaşmalı bir evlilik fikri ortaya çıkıyor. tabii ki ortada yıllarca süren bir aşk varken bu evliliğin “anlaşmalı” kalması mümkün değil Çünkü Dağhan sevdiği kadından uzak duramıyor. Zülal’i o kadar güzel seviyor ki Başlarda gerçekleri öğrendikten sonra bile bazı mesafeleri, bazı soğuklukları var ama zaman geçtikçe Zülal’in yaralarını fark etmesi, onun tehlikede olduğunu anladığında yaşadığı korkuyu anlatmaya kalksam gerçekten bitiremem Ama şunu söyleyebilirim ki Dağhan karakteri benim kalbimde çok ayrı bir yerde. Onu gerçekten çok seviyorum
Dağhan ve Zülal dışında diğer yan karakterlere gelecek olursak, öncelikle Hızır Ali’den bahsetmek istiyorum Aslında Hızır Ali’nin kendi kitabı geleceği için burada onun hakkında çok fazla detaya girmek istemiyorum. Aynı şekilde Ayfer için de. Ama şunu söyleyebilirim ki Hızır Ali gerçekten çok ters köşe bir karakter. Okurken onun hakkında bazı düşünceleriniz oluşuyor fakat ilerleyen sahnelerde aslında nasıl biri olduğunu gördüğünüzde gerçekten şaşkınlık yaşıyorsunuz Bu yüzden Hızır Ali hakkında daha fazla konuşmayı kendi kitabına saklamak istiyorum. Ama şunu net bir şekilde söyleyebilirim Hızır Ali çok derin ve çok güzel seven bir adam. Ayfer’e olan sevgisi gerçekten çok etkileyiciydi. Ben Hızır Ali’nin Ayfer’i sevme şekline gerçekten hayran kaldım.
Halil İbrahim'e gelirsek Dağhan ile olan dostlukları gerçekten çok güzeldi. Eğlenceli yapısı ve Dağhan’la olan sahneleri çok güzeldi. İkisini birlikte okurken hem dostluklarına hayran kalıyorsunuz hem de zaman zaman ortaya çıkan o tatlı atışmalar sayesinde kitap daha da eğlenceli bir hâl alıyor
Bir de Menekşe var. Menekşe karakterini de gerçekten çok sevdim Zülal’e çok iyi bir arkadaş oluyor. Zülal’in babası yüzünden yaşadığı bazı olaylarda bile Menekşe’nin dik duruşu, güçlü tavrı gerçekten çok hoşuma gitti Ayrıca Halil İbrahim ve Menekşe ikilisini de çok sevdim. aralarındaki enerji gerçekten çok tatlıydı.
Kitabın akışına gelecek olursam Dağhan’ın amcasının vefat haberini almasıyla birlikte başlıyoruz. Yıllardır ayak basmadığı topraklara geri dönüşü, geçmişle yeniden yüzleşmesi ve o köprüde yaşananların gölgesi derken kitap daha ilk sayfalardan itibaren insanı içine çekiyor O noktadan sonra zaten merak duygusuyla birlikte okumaya devam ediyorsunuz
Daha sonrasında gelen geçmiş sahneleri Zülal ve Dağhan’ın ilişkisinin neden bu hâlde olduğunu okuduğumuz sahneler gerçekten büyük bir kırılma noktasıydı. O sahnelerde mahvoldum diyebilirim Bu noktada bir şey söylemek istiyorum başta o anların duygusunu biraz daha uzun, biraz daha doya doya okumak isterdim gibi geldi Ama kitabın genel akışı o kadar hareketliydi ki açıkçası ilerleyen sayfalarda o sahnelerin eksikliğini çok da hissetmedim Dağhan’ın gerçekleri öğrenmesiyle yaşadığı o büyük yıkım, yıllardır cebinde taşıdığı ultrason fotoğrafının aslında bir yalan olduğunun ortaya çıkması, sevdiği kadının yıllarca yaşadığı acıları anlaması Hepsi gerçekten çok sarsıcıydı
Finale gelecek olursak Bu kitap burada biter mi ya O son sahnede yaşananlar özellikle Zülal’in yaşadıkları gerçekten insanın içini parçalayan bir noktadaydı acil ikinci kitap gelmeli
Kısacası canlarım, ben GKS'i serisini çok severek okuyorum Eğer siz de asker temalı, ayrılık ve kavuşmaların olduğu anlaşmalı evlilik tropunu, Karadeniz atmosferini seviyorsanız bence Göğe Kadar Sen serisine mutlaka bir şans vermelisiniz. Eminim siz de çok seveceksiniz. Şimdiden okuyacak olan herkese keyifli okumalar diliyorum