Hiçliğin cazibesi
9/10
·48 syf.··
2026 3. kitabı
Marcel Proust'un bu öyküsü kısa ömürlü bir dergide yayımlanmış fakat zamanla unutulmuştur. Nihayet yıllar sonra Philip Kob tarafından yeniden bulunmuştur. Öykü çok kısa ve önemsiz gibi görünse de aslında Proust'un 7 ciltlik(bazı basımlar 9 cilt de olabiliyor.) Kayıp Zamanın İzinde nehir romanının ilk adımlarındandır. Proust'un 20'li yaşlarında yazdığı bu öykü, onun yazarlık yeteneğinin kanıtı gibidir. Aşk ve aşkın doğasına dair yaptığı tahlil, onun sıradan birisi olmadığını gösteriyor. Olay örgüsü şu şekildedir: Genç ve güzel bir kadın olan Madeleine le Gouvres, bir yemek davetinde Lepre adında olgun bir adamla tanışır. Çevresindeki erkeklerin ona olan ilgisine alışık olan Madeleine Lepre'yi tanıdıktan sonra onun kayıtsız ve ilgisiz tavırlarına kendini kaptırır. Bu tavırlar onda Lepre'ye karşı bir hayranlık hissi uyandırır. Bu hayranlık zamanla saplantıya dönüşür. Artık Madeleine'nin yaşamdaki tek gayesi; kendisinin bu yüksek aurasına asla karşılık vermeyen, bu ilgisiz ve kayıtsız adamı çözmektir. Ve sonunda bir gün Lepre'yi evine davet eder. Lepre'nin tavırları bir misafirden çok, davete icabet etmek zorunda kalan zoraki bir adam gibidir. Madeleine Lepre'ye karşı içine dökse de Lepre'nin kayıtsızlığı ve ilgisizliği devam eder. Madeleine bu geceden sonra, Lepre'ye daha da çok bağlanır. Hayatının merkezine onu alır. Mektuplar yazar, peşinde koşar. Hep kendi benliğinden bir parça yitirir. Sonunda Lepre'nin kendisine kayıtsızlığının arkasındaki şeyin 'hiçlik' olduğunu anlar. Onun asla değişmeyeceğini anlar. Ve kendisi de bu hiçlik içinde kaybolmuştur. Şimdi öykünün içeriyle ilgili biraz konuşalım: Yukarıda öykünün öneminden bahsetmiş ve Kayıp Zamanın İzinde serisinin düşünsel anlamda ilk adımlarından olduğunu belirtmiştim. Madeleine ve Lepre arasındaki yaşananlar; Swann'ın Bir Aşkı adlı hikâyesinin konusuyla hemen hemen aynısıdır. Kayıtsız Adam, seçkin bir hanımefendinin aşkının billurlaşması üzerine bir tahlildir(Proust, s.19.). ''Ben seni sevmezsem, sen beni seversin.'' temalı bir kaçan kovalanır taktiğidir... İkili arasındaki ilişki tam olarak böyle olsa da olayın derininde yatan felsefe farklıdır. Bu öyküyü bu kadar önemli yapan hikmet de henüz yirmilerinin başında olan ve çağımızın büyük yazarlarından olan Proust'un yaklaşımıdır. Bu minik öykünün arka planında felsefi bir mesaj vardır. Lepre değersiz kadınları seven birisidir. Ancak Madeleine seçkin bir hanımefendidir. Peki böyle bir hanımefendiyi Lepre'ye köle yapan neden, hikmet nedir ? Sorgulamamız gereken şey budur. Öykü içerisinde bu sorunun cevabı mevcuttur. Proust'un sivri zekası öyküye sirayet etmiştir. Madeleine'nin Lepre'ye duyduğu aşk aslında kendisinden kaynaklanıyordu. Onun çevresindekileri algılayış biçiminden kaynaklanıyordu. O her şeyi anlamlandırmaya çalışan birisidir. Ancak Lepre ise tersidir. Hiçbir şeyde anlam aramaz ve kayıtsızdır. Proust burada herhangi bir tarafta durmaz. Olaylar ilerledikçe Lepre'nin ne yaptığıyla değil, Madeleine'nin suskunluğunda kafasından geçen düşünceleri aktarır bize. Okuru bir tarafa çekmek istemez. Bilinç akışı tekniğiyle aktarır. Proust'un daha sonra ortaya atacağı aşk kuramının tohumları işte bu öyküde filizlenmiştir. Öte yandan romandaki tasvirler de o yaşta bir yazar için oldukça başarılıdır. Nesne tasvirlerini, insanların ruh hâllerine ve algılayış biçimlerine göre yapmıştı. Örneğin; Madeleine Lepre'ye aşık olduğunda çiçek tasvirleri canlı ve tazedir. Ancak Lepre'ye karşı en ufak bir ümitsizliğe kapıldığında çiçekler solmaktadır. Aşk olgusunun kadın kahramanlar üzerindeki etkilerini çiçek tasvirleri üzerinde başarılı bir şekilde anlatır. Biçimsel olarak Kayıtsız Adam: Tanrısal bakış açısının hâkim olduğu, yoğun duygusal tahliller içeren ancak bu tahlilleri sunuş biçimiyle fark yaratan bir öyküdür. Onun daha sonraki yıllarda oluşturacağı Proustyen edebiyatın manifestosudur diyebiliriz. Duygusal bir öykü olmasına karşın bizi melankoliye boğmadan oldukça analitik ve soğukkanlı bir şekilde yansıtır. Bir neşter titizliğiyle seçer cümleleri. Bunu yaparken bir denge kurar. Ne çok uzun cümleler ne de çok kısa ve yoğun cümleleri kullanır. Ancak olay örgüsünü anlatırken zaman anlayışı nedeniyle, biraz uzun ve sıkıcı tutar. Bu da onun biçimsel tercihidir. Klasik bir liner çizgide anlatıyı tercih etmemiş, yer yer geriye dönüşler ve şimdiki zamana dönüşler gerçekleşmiştir. Bu da eserin sarmal bir yapıya benzediğini gösterir bize. Tasvirler karakterlerin ruh hallerini yansıtır. Onlar dekor değildir. Bu yönüyle Empresyonist bir eğilim göstermiştir.
Kayıtsız AdamMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 2024452 okunma
·
27 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.