Kendi dünvasının öznesiyken 'Öteki'nin bakışına maruz kalarak bir nesneye, kendi dünyasının figüranına dönüşüvermek.. Yabancılaşmanın ve yalıtılmışlığın oldukça net ve estetik bir gerekçesi. Bu gerekçe -özgürlük; bir duygu, ahlaki bir problem, politik bir yaklaşım vb birçok perspektiften ele alınan bir kavram olsa da- bana Byung-Chul Han'ın Psikopolitika adlı kitabında geçen, "Özgürlük esasında bir ilişki kelimesidir." ifadesini hatırlattı. Şüphesiz yazarın 'fenomenolojik onkoloji' adlandırması da sözünü ettiğimiz 'ilişki' sözcüğüyle anlamlı bir bağ kurmaktadır aslında. Zira fenomenoloji, Öteki'nden ayrıştırılamaz ve varlık da tamamen Öteki'nden azade düşünülemez. Haliyle ilişki kaçınılmazdır. Tüm bunlar benim amatör bakışımın deli saçması ürünleri elbette.. :)
Özgürlük ve sorumluluk kavramları, varoluşçu felsefenin ve varoluşçu psikolojinin -ki bunlar birbirlerinden bağımsız değildir- temel meselelerinden biridir. Nietzsche de Putların Alacakaranlığı adlı kitabında, Sartre'a benzer bir biçimde özgürlüğü, "kendinden sorumlu olma istencine sahip olma" şeklinde değerlendirmiştir. Yine Frankl, İnsanın Anlam Arayışı'nda,
"Aslına bakılacak olursak, sorumluluk terimiyle yaşanmadığı sürece, özgürlük yozlaşma tehlikesiyle karşı karşıyadır.' der. Özetle, varoluşçuluk kuramı ve bu kuramın temsilcileri özgürlüğün, dilediğini yapabilme gibi bayat bir eylemsellikten müteşekkil olmadığını dahası bunun çok ötesinde olduğunu bizlere sağlam temellendirmelerle göstermektedir.
En nihayetinde şairin de dediği gibi yeryüzünde insan sayısı kadar özgürlük vardır. Özgürlük görünenin ötesinde derin ve katmanlı bir fenomendir fikrimce ve ondan kaçış mümkün değildir. Çünkü kendisinden kaçış bile özgürlüğün ardına gizlenir.. :)
İncelemenizi keyifle okudum ve ondan fazlasıyla istifade ettim. Varlık ve Hiçlik'i yıllardır okumak istiyor fakat her defasında donanımımı sorgularken buluyordum kendimi. İncelemenizin bilhassa ikinci kısmı aydınlatıcı bir yol haritası çiziyor bizlere. Hiçliğimle yüzleşmeye çağıran bu tekinsiz aynada kendimle bir buluşmaya cesaretlendirdiniz hatta ikna ettiniz beni! Vebali boynunuza.. :)
Emeğinize, bilişinize sağlık Harun Bey..