Yıkıntılar öyle herkese hitap eden bir kitap değil. Okurken seni rahatlatmıyor, aksine rahatsız ediyor. Çünkü anlattığı şey dışarıdaki yıkım değil, insanın kendi içinde biriktirdiği enkaz.
Kitap boyunca şunu net hissediyorsun: İnsan bazen kendi geçmişinin altında kalıyor. Kaçamıyor, unutamıyor, üstünü örttüğünü sandığı her şey bir noktada tekrar karşısına çıkıyor. Bu yönüyle baya gerçek.
Anlatım dili sade ama vurduğu yerler sert. Öyle süslü cümleler yok, doğrudan giriyor konuya. Bu da kitabı daha samimi ama aynı zamanda daha ağır yapıyor.
Bence en güçlü tarafı şu: Yıkımı güzellemiyor. Acıyı romantize etmiyor. Ne varsa olduğu gibi koyuyor ortaya. Bu yüzden yer yer sert geliyor ama tam da bu yüzden etkiliyor.
Kısacası Yıkıntılar, kafa dağıtmalık bir kitap değil. Okuyunca bir şeyler düşünmek zorunda kalıyorsun. Herkes sevmez ama anlayan için sağlam kitap.