8/10
·56 syf.··
2026 18. kitabı
Édouard Louis bu eserinde, babasıyla arasındaki kopuk ama aynı zamanda derin bağı etkileyici bir şekilde ele alır. Kitap, yüzeyde bir aile hikâyesi gibi görünse de aslında çok daha geniş bir çerçevede; yazarın çocukluk döneminde maruz kaldığı katı “erkeklik” normlarıyla ve babasının işçi sınıfı içinde yaşadığı sistematik ezilmişlikle bir yüzleşme metnidir. Louis, eşcinsel kimliği nedeniyle çocukluğunda hem babasından hem de içinde bulunduğu çevreden dışlanmış, bu durum baba-oğul arasında kalın bir duvar örmüştür. Ancak bu kitapta yazar, geçmişte hissettiği öfkeyi geri planda bırakıp babasına daha şefkatli ve anlayışlı bir perspektiften yaklaşır. Babasının bedeninin ağır iş koşulları altında nasıl yıprandığını ve devlet politikalarının bu yıpranmayı nasıl hızlandırdığını güçlü bir eleştirel dil ile ortaya koyar. Eserde cinsel kimlik meselesi doğrudan ve yoğun bir şekilde işlenmez; daha çok satır aralarında ve geçmişe yapılan göndermelerde hissedilir. Bu temanın daha açık ve merkezde olduğu anlatım ise Louis’nin Eddy’nin Sonu adlı eserinde karşımıza çıkar. Sonuç olarak bu kitap, hem yazara ait geç kalmış bir sevgi ve anlayış itirafı hem de yoksul kesimlerin yaşamını değersizleştiren toplumsal ve politik düzene yöneltilmiş sert bir eleştiri niteliğindedir. Anlatımın açıklığı ve samimiyeti oldukça etkileyicidir. Ayrıca, kitapta ele alınan sosyal gerçekliklerin günümüzde de benzer biçimlerde varlığını sürdürmesi, eseri daha da çarpıcı yapmaktadır.
1000Kitap
Babamı Kim ÖldürdüÉdouard Louis · Can Yayınları · 20202,983 okunma
·
23 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.