Okurken öyle bir gürültü, öyle bir koşturmaca hissettim ki olayların hızına gerçekten yetişemedim. Sahne bir anda değişiyor, karakterler giriyor çıkıyor, herkes bir şeyin peşinde… Sanki ortada sürekli dönen bir telaş var. Bu hareketlilik insanı yoruyor, çünkü tam bir şeyi kavradım derken başka bir olayın içine düşüyorsun.
Âli Bey özellikle bu karmaşayı bilerek kurmuş gibi geldi bana. Çünkü bu gürültünün içinde aslında insanların ne kadar çıkar peşinde koştuğunu, ne kadar hızlı yön değiştirdiğini görüyorsun. Kimse durup düşünmüyor, herkes bir şey kazanma derdinde.
Bu sadece komik bir oyun değil. Aynı zamanda insanın içindeki o aceleciliği, fırsatçılığı ve biraz da dağınıklığı gösteren bir ayna gibi. Gürültülü, hızlı ve biraz da yorucu… ama bir o kadar da gerçek.