Monte Cristo Kontu’nun ilk 300 sayfasını gerçekten soluksuz okudum. Edmond Dantès’in yaşadığı haksızlık, ihanete uğrayışı ve içine düştüğü durum o kadar sürükleyiciydi ki kitap adeta akıp gitti.
Ancak hikâyeye Albert ve Franz karakterlerinin dahil olmasıyla birlikte benim için tempo belirgin şekilde düştü. Bu bölümlerde olayların odağı değişince, Edmond’un dönüşümünü (birden Monte Cristo Kontu olması mesela ya da Denizci Sinbad hikayesi) pek göremedik. Bu iki karakterin bir kaç gününü bu kadar detaylı okumak yerine bu dönüşümü okumayı isterdim ya da hapishane kısmının daha uzun olmasını isterdim.
Ayrıca Edmond’un Mercedes’e duyduğu büyük aşkın yıllar sonraki karşılaşmada daha güçlü bir şekilde işlenmesini bekliyordum. Onu tanımıyormuş gibi davranması, duygusal anlamda biraz yüzeyde kalmış hissi verdi.
Kısacası kitap hâlâ etkileyici ve güçlü bir şekilde başlıyor ancak bazı karakter geçişleri ve duygusal derinlik beklentimi tam olarak karşılayamadı.