Yağmur ince ince düşüyordu o gün…
Ne tam ıslatıyordu ne de tamamen bırakıyordu beni.
Tıpkı içimde biriken duygular gibi… yarım, sessiz, ağır.
Elimde Gecenin Esrarına Tutkun…
Sayfalarını çevirdikçe kendime dokunur gibi oldum.
Ve sonra… “babaya” yazılan o şiir.
Bir anda kalbimin en kırılgan yerine dokundu.
Sanki yıllardır sustuğum, içimde biriktirdiğim ne varsa
tek tek döküldü gözlerimden.
Denize doğru yürüdüm…
Belki de kaçmak için değil, hissetmek için.
Dalga sesleriyle birlikte bir daha okudum o şiiri.
Her kelimesi içimde yankılandı.
Biraz ağladım…
Biraz yağmurun yüzüme değmesine izin verdim.
Sanki gökyüzü de benimle birlikte ağlıyordu o an.
Rüzgar tenime değdiğinde
içimde bir şeylerin hafiflediğini hissettim.
Sanki acı da sevgi gibi…
paylaşılınca azalıyor.
Kitabı yavaşça cebime koydum.
Ama içimde bıraktığı his…
hiç gitmedi.
Bazı kitaplar okunmaz sadece…
yaşanır.
Ve bazı satırlar vardır,
insanın en sessiz yarasına ses olur.
Bu kitap benim için tam olarak öyleydi…
Sevgili Esra Kara,
kalbinize sağlık…
Bu satırlar sadece okunmadı, hissedildi.
İmzanızla birlikte bu kitabı benim için çok daha özel kıldığınız için teşekkür ederim
Esra kara Gecenin Esrarına Tutkun