modern dünyanın gürültüsü içinde kaybolmuş ruhlar için çizilmiş bir sığınak, bir nefes alma durağıdır. Bu eseri elime aldığımda hissettiğim ilk şey, felsefenin o ağır ve ağdalı dilinden arınıp, en saf, en çocuksu ve en temel gerçeklere çarpmak oldu. Bir çocuğun merakı, bir köstebeğin pasta tutkusu, bir tilkinin sessiz yaraları ve bir atın devasa bilgeliği arasında gidip gelirken; aslında hepimizin içindeki o korkmuş, sevilmeyi bekleyen parçayla el sıkışıyoruz.