·80 syf.····Okunma: 31 Ağustos 2025 00:00 Ne yalan söyleyeyim, tam da bu kitabın arka kapağında söylediği gibi, “geriye bakmak, mevki kaybetmek” gibi geldiğinden, daha önemli okumalara geçmem gerektiğini düşündüğümden, çocuk edebiyatına dönüp bakmak benim de aklıma bile gelmedi. Ancak kızım olunca yeniden merak etmeye başladım. Çünkü artık kızım okuyacaktı onları ve acaba neler okuyacaktı?
Bu kitabı da annelik refleksiyle yeniden çocuk edebiyatına şöyle bir bakmaya motive edici sebep olsun diye aldım aslında. Kızıma sunmadan önce kendim okuyayım dediğim kitapları elime almak için ilave destekleyici sebeplerim olsa hiç de fena olmazdı hani. Ve fakat, başka bir şey yakaladım bu kitapta: yine yeniden benden bahsediyordu aslında, benim anne olarak değil de, bir birey olarak neden çocuk kitabı okumam gerektiğinden bahsediyordu ve bunu öyle duygudaş bir yerden yapıyordu ki bana… mest oldum.
“Bilmekten bitkin düşmenin ödüllendirildiği bir dünyada çocuk edebiyatı her şeye saf ve doğal bir hayret ve hayranlıkla bakar.” (s.38) Ahh, nasıl özledim o saf hayreti ve hayranlığı hissetmeyi mesela… Kızımın gözünde yakaladığımda bile nasıl mutlu ediyor beni! Sistine Şapeli’nden ayrılmak istemeyişimin sebebi de böyle bir şeyi yeniden orada hissetmiş olmam değil miydi?
“Ahkâm kesmeye, lafı dolandırmaya ya da böbürlenmeye kalkarsanız çocukların sabrını taşırırsınız. Tersine, çocuk edebiyatında sözü damıtmak gerek: Bu edebiyatın en iyi örneklerinde umut, açlık, neşe, korkunun en arketipsel biçimleri en saf biçimiyle ifade edilir. Çocuk kitapları edebiyatın votkası gibidir.” (s.12) Yüzlerce sayfa romanı, hikayeyi bu yüzden okumuyor muyuz?
Bunun gibi pek çok şeyi hatırlattı bana bu kitap ve çok iyi geldi. Kızım için diye attığım her adımda olduğu gibi, burada da kendim için bir şeyler buldum. Anneliği ben işte en çok bu yüzden seviyorum: ilk günden beri beni geliştiriyor, iyiye değiştiriyor.
Sonsözü yine kitaba bırakıyorum:
“Çocuk edebiyatına dönün ki dünyayı iki çift gözle görebilesiniz: hem kendi gözlerinizle hem de çocukluk halinizin gözleriyle.” (s.62)
Tercih edeceklere keyifli okumalar dilerim