Bugün sizlere zamanın sadece geçip gitmediğine, aslında bir dönüşüm süreci olduğuna inandıran bir kitapla geldim. Zehra DURMUŞ ’un kalemen aldığı “Yolculuğun Esrarı”.
Bu kitap, sadece sayfalar arasında bir gezinti değil; geçmişin tozlu raflarından bugüne sızan fısıltıları takip ettiğiniz bir ruh serüveni. Yazarın o büyüleyici dokunuşuyla, şehirlerin dile geldiği ve taşların sırlarını paylaştığı bir atmosferde kendinizi buluyorsunuz.
Okurken “Zaman geçmez, dönüşür,” cümlesi bir mühür gibi zihninize kazınıyor. Hayatın koşturmacasında unuttuğumuz o kadim soruları hatırlatırken, aslında her birimizin kendi hikayesinde birer “iz sürücü” olduğumuzu fısıldıyor. Karakterlerin içsel çatışmalarında kendinizden parçalar bulacak, bazen bir
duraklamanın aslında en büyük ilerleyiş olduğunu fark edeceksiniz.
Yazar, karakterlerin içsel hesaplaşmalarını öyle bir atmosferle harmanlamış ki, okurken insanın kendi geçmişindeki ayak seslerini duymaması imkansız. Kitap boyunca süren o gizemli arayış, aslında dışarıda değil, tamamen içeride biten bir yüzleşme. Eğer hayatın görünen yüzünden daha fazlasını arayanlardansanız, bu esrarın içinde kaybolmaya hazırlıklı olun.
Bitirdiğimde şunu düşündüm; belki de en uzak yolculuk, insanın kendi kalbine giden o ince yoldur. İyilikle ve kitapla kalın.
Yolculuğun EsrarıZehra Durmuş · Sokak Kitapları Yayınları · 202570 okunma