Bugün sizlere kıymetli bir kitapla geldim. Paulo Coelho’nun yazdığı “Simyacı”.
Bu eser, sadece bir çobanın hikayesi değil; aslında hepimizin ruhunda uyuyan o büyük potansiyelin, yani “Kişisel Menkıbe”mizin peşine düşme hikayesi. Endülüslü Santiago’nun koyunlarını geride bırakıp Mısır Piramitleri’ne uzanan yolculuğu, sayfaları çevirdikçe bizim de kendi iç dünyamızdaki çöllerden ve vahalardan geçmemizi sağlıyor.
Simyacı, bize evrenin bir dili olduğunu ve bu dili ancak kalbiyle dinleyenlerin anlayabileceğini fısıldıyor. Coelho’nun o meşhur cümlesinde olduğu gibi: “Bir şeyi gerçekten istediğin zaman, arzunu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren iş birliği yapar.” Ama bu iş birliği bedelsiz değil; cesaret, sabır ve işaretleri okuma bilgeliği gerektiriyor.
Eğer şu sıralar hayatın akışında kaybolmuş hissediyorsanız veya bir hayalinizin peşinden gitmek için o son itici gücü arıyorsanız, Santiago’nun rüzgarla konuştuğu o anlara misafir olmalısınız. Çünkü bu kitap bize hatırlatıyor ki; hazine bazen yolun sonunda, bazen yolun kendisinde, ama her zaman tam olarak kalbimizin olduğu yerdedir. İyilikle ve kitapla kalın.