8/10
·176 syf.··
2026 8. kitabı
Aşk ve Öbür Cinler benim için sadece bir aşk hikâyesi değildi; daha çok inançlar, korkular ve insanın anlam veremediği şeylerle nasıl baş etmeye çalıştığını anlatan yoğun bir yolculuktu. Gabriel García Márquez yine o büyülü gerçekçilik diliyle öyle bir atmosfer kurmuş ki, okurken neyin gerçek neyin “inanılmış gerçek” olduğunu ayırt etmek zorlaşıyor. En çok etkilendiğim şey, Sierva María’nın hikâyesindeki o masumiyetle insanların ona yüklediği anlamlar arasındaki uçurum oldu. Bazen bir insanı anlamak yerine ona bir kimlik yakıştırmanın ne kadar kolay olduğunu düşündüm okurken. Aşk ise burada bildiğimiz romantik haliyle değil; daha çok yasak, karmaşık ve biraz da acıtan bir şey gibi duruyor. Kitap boyunca içimde hafif bir huzursuzluk vardı ama bu kötü bir şey değildi; aksine beni sürekli düşünmeye itti. Bitirdiğimde aklımda kalan şey şu oldu: İnsan bazen en çok, başkalarının inandığı şeylerin içinde kayboluyor. Kısacası, bu kitap bende sessiz ama derin bir iz bıraktı. Kolay okunan bir hikâye değil ama hissettirdikleri uzun süre insanın içinde kalıyor.
Aşk ve Öbür CinlerGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202510,1bin okunma
·
1 +1'leme
·
86 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Toplum, aşkı ve evliliği kurallarla biçimlendiriyor. Fermina, ailesinin ve toplumun beklentileri yüzünden başka biriyle evleniyor. Durkheim’ın dediği gibi, toplum bireyi şekillendirir ve bireyin eylemleri toplumsal normlarla sınırlandırılır sevgili İpek :) Bir de sosyolojik bakalım meseleye
İpek TURAN
Gönderi Sahibi
Sosyolojik bakımdan bakınca çok daha fazla üzüldüğümü farkettim sayende sevgili Çağrı :) bakmayınca daha mutluyduk sanki