"Bu dünyada bunca zahmet ve telaşe ne için? Zenginliğin, gücün ve egemenliğin peşinde koşmanin sonu ne?" diye soruyordu Adam Smith.
ve şöyle yanıtlayarak sürdürüyordu:
"Fark edilmek, hizmet edilmek, sempatiyle, memnuniyetle ve övgüyle anılmak için" bu ihtiraslar dizisi."
Adam Smith’in bu sorusu aslında insanın en temel arayışlarından birini ortaya koyuyor. İnsan çoğu zaman zenginliği, gücü ya da statüyü gerçekten ihtiyaç duyduğu için değil; görülmek, değer görmek ve başkaları tarafından takdir edilmek için ister. Yani çoğu hırsın arkasında maddi kazançtan çok, “fark edilme” ve “anlamlı hissetme” isteği vardır.
Bu yüzden belki de asıl soru şudur: Gerçek değerimizi başkalarının övgüsünde mi arıyoruz, yoksa kendi iç huzurumuzda mı? Eğer insan yalnızca takdir edilmek için koşarsa, bu yarışın sonu hiç gelmez. Ama anlamı kendi içinde bulabilirse, o zaman hayatın telaşı yerini daha derin bir dinginliğe bırakabilir.