Kitabı eline aldığında, sadece bir evlilik hikayesi değil, buz gibi bir atmosferin içine ilmek ilmek işlenmiş devasa bir zihin oyunuyla karşılaşacaksın. Feeney, okuru İskoçya’nın o tekinsiz, ulaşılamaz ve uçsuz bucaksız kışına hapsederken aslında karakterlerin geçmişindeki karanlık dehlizlerde bir yolculuğa çıkarıyor. Bu metni okumak, yoğun sisli bir yolda hiç güvenmediğin bir rehberle yürümek gibi; her an her şeyin değişebileceği o tekinsiz his, kitabın son sayfasını kapatana dek gölgen gibi seni takip ediyor.