8/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 16:37
Spoiler içerir! Harikaydı. Düşüncelerimin özeti tam olarak bu. Birinci kitapta anlamlandıramadım şeyler bile mantıklı bir yerlere bağlandı. Ne diyebilirim ki? Sadece harikaydı. Söyleyeceğim onca şeyin sonu yine buna bağlanacak. Bu sefer övgülerden çok okurken kafama takılan noktalardan bahsedeceğim. Evet, inanılmaz bir okuma zevki veriyordu, olay örgüsü ve savaş yine ilk kitapta olduğu gibi mükemmel işlenmişti, okurken sürekli düşünüyor ve o evrenin içinde kayboluyorsunuz. Savaşın ve savaş psikolojisinin mükemmel işlendiğini söylemiş miydim? Bunu birkaç kez daha, bağıra çağıra söylemek istiyorum da. Neyse... Bir yerden başlayalım o halde. İlk gözüme batan ve bana en çok mantıksız gelen konu Tepediyar. Özellikle de Ketreyidler. Changan ve Qara Cike'i gözetmek için varlardı, tamam, harika ama alakasız bir anda 'Siz başarısız oldunuz.' diye ortaya çıkmak mı? Bilmiyorum, bu gereksiz derecede çok gözüme battı ve açıkçası epey bir saçma geldi bana. Sonrasında olanlar da pek mantık çerçevesinde değildi gerçi. Sorqan Sira'nın Rin'e yardım etmesi için tutarlı bir sebebi yoktu. Ve Bekter isyan için özellikle o son anı mı seçti gerçekten? Genel Ketreyid'lerle alakalı çoğu şey mantıksız, daha doğrusu tutarsız. Tamam, bunlar şaman, hatta şamanlığı anlayan tek toplum, pek mantık aramak doğru değil. Ancak bu toplumun istedikleriyle yaptıkları birbiriyle uyuşmuyor, vurgulamak istediğim şey bu. Kitay'la Rin'i birbirine bağlamak için yazılmış gibilerdi. Hazır Kitay ve Rin demişken... İkisi arasındaki dinamiğe bayıldım. Rin biraz aklı havada ve o anki duygu durumuna göre karar alan bir kişilik, bazı aralarda biraz sinirlerimi bozdu, özellikle o Altan takıntılı döneminde yakasına yapışmak için neler vermezdim ama bu kesinlikle bir eleştiri değildir. Rin'in karakter gelişimini görmek başlı başına harika zaten. Bir de bu her şey ama her şeyde Altan'ın olması, konunun bir şekilde Altan'a bağlanması, akıllarda hep onun olması mevzusu. Konu bir şekilde hep Altan. Tanrılara bu kadar hayranlık duyduklarını görmedim ama Altan bir başyapıt. İlk kitapta da bu hayranlık vardı ama artık öldü, gitti. Çocuğu rahat bırakın, lütfen. Daji'den de bahsedelim biraz. Bu kadının gücünü anlamıyorum, Feylen'i nasıl dize getirdiği hiç söylenmedi ve sen nasıl bir güçsün ki kırılmaz bir mühür yapasın. Üçüncü kitapta tanrı olduğunu falan öğrenmeyeceksek, elinde olağanüstü bir güç tutması kitabın düzeniyle örtüşmüyor bence. Evet, gelelim savaş konusuna. Ah, mükemmel olduğunu demiştim zaten. Hesperya, Nikan, politikalar, stratejiler, vilateyler, savunulan idealojiler, Viasra. Viasra! Hayran kaldım. Nasıl hepsi bu kadar mükemmel yazılmış olabilir, aklım almıyor! Yazarın zekasına aşık oldum resmen! Nasıl bir eleştirim olsun ki?! Hatta onlar beni eleştirsin! Gerçekten abarttıkça abartabilirim ama söylediğim gibi, bu yorumda övgüleri biraz kısıtlı tutmak istiyorum. Son olarak Nezha. Nezha... Karakter gibi karakter gerçekten. O kadar gerçekçi ki okurken yaşatmadığını duygu kamadı. Sondaki bıçaklama sahnesi de pikti zaten. Sadece aşırı beğendiğimi dile getirmek istiyorum ve üçüncü kitapta nasıl birine dönüşecek çok merak ediyorum. Düşüncelerim bu kadardı. Kitabı ve seriyi aşırı beğendiğim belli oluyor diye düşünüyorum. Epik fantastik türünü seven herkes bu seriye bayılır. Herkese keyifli okumalar dilerim!
Ejderha CumhuriyetiR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 20221,035 okunma
·
31 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.