·160 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Mart 2026 00:00 Ah Ana Maria... Sen sadece geçmişinle ve geçmişindekilerle hesaplaşmadın. Yaşanamayan hayatları başka pencerelerden de gösterdin. İnsanların davranışları altında yatanları, aslında düşünmeden, önemsizce yapılan şeylerin karşıdakine neler hissettirebileceğini ve belki de bütün bir ömre mal olabileceğini gösterdin.
Bombal gibi güçlü bir kalemden bunca yıl nasıl mahrum kalmışız diye düşündüm okurken. Ana Maria'nın cenazesinin taşınırkenki tasvirleriyle, Ana Maria'nın gözlemlerini dile getirişiyle büyülendim. Aslında hergün etrafımızda fark etmediğimizi düşündüğümüz, cansız nesnelere bile nasıl bağlanabileceğimizi hissettirdi.
Ama en çok da 143. sayfaya takıldı zihnim.
'Şehirler kadar büyük, hatta (dehşet verici) asfalt yolları olan mezarlıklara gömülen, yitip giden kadersiz kadınlar vardır. Ve suları siyah akan bazı nehirlerin yataklarında, akıntının sürekli dövdüğü, kemirdiği, şekilsizleştirdiği ve yeniden dövdüğü intihar etmiş bedenler bulunur. Bir de yakın zaman önce gömülmüş kızlar vardır, daracık aile mezar dairesinde kendilerine de bir yer olsun isteyen akrabaları bu kızcağazları sanki kemik dünyasında bile tamamıyla silmek istercesine aşağı, daha aşağı indirmiştir. Ve bir de kocasına ihanet eden genç kadınlar vardır, ihtiyatsız randevularıyla işsiz yerlere sürüklenmiş, orada fark edilmiş ve aşıklarının göğsünde vurulup öldürülmüş, bedenleri otopsilerle kirletilmiş, günlerce ve günlerce morgun rezilliğine terk edilmiş.'