Josh Malerman benlik değil. Allah'ım daha kaç kere tongaya düşeceğim? Kafes gibi kitaplarından sonra bu beyefendinin yazım tarzının ve kitabı sonlandırma biçiminin beni tatmin etmediğine karar vermiştim.
Bu kitapta biraz korku ve gerilim olması, gerekse sekiz yaşındaki bir çocuk ağzından yazılması ilgimi çekmişti. Bir şans daha vermek istedim.
Ya kahretmesin, gerçekten hayal kırıklığı.
Bela, isme bak. Küçük kız, anne ve babasıyla normal bir hayat sürerken geceleri dolabından bir yaratık bu velede yarenlik ediyor. Yaratığın tasvirleri nedeniyle benim gözümde sürekli Monster Inc.'deki Sulley canlandı. Belki alakalı belki alakasız ama bu yüzden çok da itici bulamadım Öbür Anne'yi.
Elbette ilerleyen sahnelerde Sulley gibi olmadığını bir hayli belli ederek iğrençleşti ama ben bir defa onu kafamda kodladım. Atamıyorum görüntüyü...
Gelelim ailenin sırlarına ve ilişkiye. Yani... her şeyden biraz biraz kirli ama kökeninde acayip olmayan bir aile. Yaratığın musallat olmasını gerektirecek bir şey yoktu bence. Belki de Josh bu musallat olma işlerinin rastgele olmasıyla daha da ürkütücü bir hava yaratmak istemiştir, bilemem. Ama sonrasında yapılan konuşmalarda sürekli bir neden gösterme havası olduğu için abes kaçan bir başlangıç noktası yaratmış oldu.
Öbür Anne'nin ne niyetle Bela'ya musallat olduğuna dair bir fikir ortaya atıldı ama doğru mudur yanlış mıdır bilemiyoruz tabii. Öyle de bir boşlukta kalıyoruz.
Stephen King bu roman için The Exorcist bandında iyi demiş. Beyim bunadı herhalde, zerre aynı kalitede değiller.
Bu sefer kararım kesindir, Josh Malerman okumayacağım. Bir yere kadar getirip asla sonu bağlayamayan bir yazar. Okuduğunuz zaman çöp oluyor neredeyse, hiçbir şey hissettirmiyor onca sayfa.
Ben tavsiye etmiyorum.