bazı geceler, şehir bir gürültü yığını değil, tamamlanmamış bir cümlenin sonundaki üç nokta gibi durur karşımızda.
insan, kendi gölgesini duvarda değil, eşyanın ruhunda aramaya başladığında anlar;
asıl yolculuk dışarıya değil, içerideki o uçsuz buçaksız, henüz haritası çizilmemiş odalaradır.
ışık sadece karanlığı delmek için değil, bazen de görünmeyeni daha belirgin kılmak için sızar içeriye.
kelimelerin bittiği yerde başlayan o geniş boşluk, aslında en kalabalık olduğumuz yerdir. orada ne bir isim vardır, ne de bir unvan; sadece var olmanın o ham ve saf titreyişi...
kendi iç sesinin yankısını, şehrin uğultusuna katık edenlerin bildiği bir sır vardır: en büyük fırtınalar, en derin sessizliklerin içinde mayalanır.
#huriçalışkan
Huri Çalışkan