Gözleri En Güzel Yeri
Merhaba, hissedenler! Aslında bu kitabı ilk gördüğümde, tahmin ettiğim bir şeyler vardı, o yüzden bu kitabı okumak istememiştim. Biraz da korkmuştum, haliyle tahminimden ötürü. Ve kitabı okumaya başladığımda yanıldığımı fark ettim ve buna sevindim, ama bu sevincim uzun sürmedi, çünkü tahminlerimde yanılmamıştım. Biraz korkutucu, tamam, kabul, biraz fazla da olabilir; aynı zamanda da mide bulandırıcı şeyler de var, o yüzden ben biraz zorlandım. O yüzden akşam okumaya özen gösterdim, gerçi böylelikle benim midem daha çok bulandı, ya neyse. Ben devamının gelmesini istiyorum, bence gelmeli. Yarım kalmış, yazar devam eder mi, edecek mi? Kitabın devamı var mı, yok mu? Yani, kısacası, maalesef bir bilgim yok. Kitabımıza gelecek olursak, bu arada, balıktan nefret edebilirsiniz, maviden de, belki. Bir de gözden, balıktan birazcık soğumuş, nefret etmiş ve bir daha yemek istememiştim, belki uzun bir zaman sonra yerim ya da yemem .
Yazarımız ikinci nesil Kore asıllı Amerikalı, yazarımız annesinden balık gözü yemenin batıl bir inanç olduğunu öğrenmiş, sanırım ondan ilham geldi ve kitap bu şekilde gelişti.
Bir intikam var, ailesi için bir veya birden fazla intikam alınacak, ama bu nasıl bir intikam? İnanamayacaksınız, bildiğiniz tüm kitapları unutun, o kadar değişik ki, iyi mi kötü mü bilmem, ama bence devamı gelmeli, değişik bir his, ne iyi ne kötü. Devamı gelse okur muyum? Sanırım okurum, merak ediyorum, çünkü hayal gücümü kullanmak istemiyorum, devamı gelmeli.
Her yemekte balık olur mu? Balık gözü yenir mi? Büyüyünce yenirmiş, kızların annesi öyle söyledi, kızlar kesinlikle yemek istemiyor, ama bir gün birisi dayanamayıp yiyor ve her şey değişiyor, nasıl mı? Rüyalar gerçeklerle karışıyor, o kadar dehşet verici ki, gerçekle rüyayı ayırt etmek zorlaşıyor, balık gözü yediği için uyuyamıyor, saçma sapan şeyler görüyor, yapıyor, olmaması gereken şeyler.
Geçmiş ve bugün arasında bazen gitgel yapıyoruz kitapta, biraz kafa karıştırıcı olabilir. Bir grup arkadaşları var ve hepsi aynı üni gitmek istiyor, ayrılma istemiyorlar, hepsi kazanmış, ama biri hariç, bilin bakalım kim? Tabi ki Ji-won, ve Ji-won arkadaşlarından ayrılmak istemiyor, ama işte, onlar gidiyor, gidecek ve o da burda bir okulda okuyacak, arkadaşı onu telkin etti, ee yani, Ji-won tatmin oldu mu, arkadaşlarıyla arası aynı mı?
Doğruyu söylemek gerekirse, ben Ji-won'u sevmedim, arkadaşlar, ama Goeffrey'in yaptığını da yanlış buluyorum, Ji-won ne yapmış olursa olsun, ona buna zorlayamazdı, buna hak etmediğini düşünüyorum.
Kimse kimseyi sevmek zorunda değil ki, bu zorla olacak bir şey de değil.
Kitap gayet akıcı, merakla okuyoruz, devamında neler oluyor, ne olcak? Rüyalar dehşet verici olabilir, kanlı, ama aşırı değil, yani, kitabı bitirdim, de mi bana öyle geliyor diye düşünmeyeyim diye önceden düşündüm, ama bence değildi, kormadım mı? Korktum, ama sandığım kadar değil, bu bir yöne benim için iyi bir şey. Siz de değişik, enteresan, biraz korkunç, intikamlı bir kitap okumak isterseniz, tavsiye ederim. Ji-won ne kadar sessiz sakin biri gibi gözükse de, aslında her şeyi içinde tutuyor, biriktiriyor, planlıyor, bir kez daha sessizlerden korkmamız gerektiğini anlıyoruz galiba. Kdldl olanlara tepki vermemesi kardeşini çileden çıkartıyor, olsa da, aslında Ji-won çok başka planları oluyordu ve bunlar bir bir gerçekleştiriyor.
Ji-won, Ji-hyun ve anneleri, babalarının ihanetine çok üzülüp harap oluyorlar, ama en çok anneleri, o kadar kötü bir durumda ki, kızlarını göremiyor, bu çok kötü, kendini bu kadar harap etmesine anlayamıyorum, o yüzden kızlarının ne durumda olduğunu göremiyor, onun için üzüldüm, annesi için de öyle tabi, ama en çok kızlar için :(
Yazarın aynı zamanda Kore'den bir şeyler dillendirmesi hoşuma gitti
Bir şey olmuş olsaydı eğer, ailemizi korumak için ne yapardınız?
Babanız yüzünden aileniz dağıldıysa, bir ihanet, bir aldatma ve bu yüzden aileniz kötü durumdaysa, onların güvende ve mutlu olması için en fazla, en korkutucu ne yapardınız?
Ailenize birileri zarar verseydi, ona, onlara ne yapardınız?
#kitapalıntıları
Annem gözünü çıkarmadan önce balığın zaten çoktan öldüğünü biliyordum ama yine de bu biraz fazla geldi.
Ama yanılmıştı. Benim kaderim buydu. Mutlu bir hayat değil, acıyla, yaralarla dolu bir hayattı.
"En karanlık, en gizli sırrını söyle."
"Sırrım mı? Ben... Hiçbir sırrım yok."
"Hadi canım. Herkesin bir sırrı vardır."
Onları ben korumazsam, kim koruyacaktı?
O senin arkadaşındı.
Seni anlaması gerekiyordu.
Ama o da herkes gibiymiş.