7/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 20:53
TAM ADIYLA: ENGEREĞİN GÖZÜNDEKİ IŞILTI Yazar Zülfü Livaneli’nin 1996 yılında kaleme almış olduğu “ilk romanım” diye nitelendirdiği romanı. İçerisindeki konu, tarihi bir arka planda geçtiği için okuyucular bunu tarihi bir roman olarak nitelendirmiş. Fakat yazar bu konuda çekimser davranmakta. Sanıyorum ki Tarihi romancı olmak kolay bir iş olmadığından ve bu işin hakkından geldiğinden ötürü yazarımız mütevazi davranıyor. İlk eserler genelde çaylaklık eseri olur ancak Livaneli, bu eserinde geniş bir çevreye yayılıp özellikle de Yunanlarda büyük bir şöhret yakalayıp en çok okunan Türk yazar kimliğini oluşturmuştur. Bu başarısının ardından nice başarılı eserler kaleme almıştır. Nitekim 2022 yılında yayımlanan Kaplanın Sırtında adlı eser de yine bu eseri gibi tarihi bir arka plan oluşturmuştur. Ve onda da aynı başarıyı yakaladığını düşünüyorum. Kaplanın Sırtında Engereğin gözü adlı romana gelince yazarımız kusura bakmasın ama ben bunu tarihi bir roman olarak nitelendiriyorum -herhangi bir tarih ve kişi ismi vermemesine rağmen- ve isim seçimindeki engerek; •entrika • ihanet • güç savaşları ile dolu, adeta “zehirli” bir yer olarak anlatılır. Engerek yılanı da bu zehrin ve tehlikenin simgesidir Ve yine Göz” vurgusu çok önemli: Sarayda herkes birbirini gözetler, kimse kimseye güvenmez Yani “engereğin gözü” = seni izleyen, fırsat kollayan tehlike. Ve bir çocuğun gözünden; Romanın merkezinde bir çocuk (IV. Mehmed’in çocukluğu) ve onun sarayda büyümesi vardır. Bu çocuk: • saf ve korunmasız başlar • ama zamanla bu “zehirli” ortamda değişir Engereğin gözü, bu çocuğun içine düştüğü karanlık dünyanın simgesi gibi de okunabilir. Anlatıcı kişiye değinecek olursak; anlatıcı yazar değil, padişah değil, lala değil, paşa değil, valide sultan değil, şehzade değil… Habeşli bir harem ağası. Gözlerden uzak ve kendi eksikliği içinde depelenen bir harem ağası. Ama bir farkla her şeyi gören ama kimse olmayan bir kişi. Harem ağası: • padişaha en yakın kişilerden biri • ama aynı zamanda en güçsüzlerden Bu çelişki sayesinde: • hem yukarıyı (iktidarı) • hem aşağıyı (ezilenleri) görebilir. Anlatıcın harem ağası olması olayları anlatan en dürüst ayna olmasındandır. Ve belki de bu Engereğin gözü Harem ağasıdır. Ve Gülbeden… Bu eserdeki diğer bir konu ise; Saray hayatı: • dış dünyadan kopuk • kadın-erkek ilişkileri kontrol altında • insanların doğal yaşamı bastırılmış Bu ortamda eş cinsel davranışlar ise özgür bir tercih değil, sistemin sıkışmışlığının sonucu olarak ifade edilmiş. Başka bir konu ise harem ağasının başkasının cinsel organını saklayarak kendini tam hissetmesi durumudur ki bu romandaki harem ağası: • “yarım bırakılmış” bir insan • cinsel ve duygusal olarak eksik • ama her şeyi görüyor ve kaydediyor Burada organı saklamak, onun gizli bilgiyi tutan, her şeyi bilen ama müdahale edemeyen rolünü güçlendiriyor. • Yani fiziksel gerçeklikten ziyade psikolojik metafor. Bence romandaki en temel düşünce ise ; İktidar, en masum insanı bile zehirler. “Şimdi kimin kellesini alayım” sözleri çoğu padişaha nasip olmuştur sanıyorum ki. Son olarak bu romanın siyasi bir ağızdan çıkan bir eser olarak nitelendirilmesini doğru bulmuyor ve Keyifli okumalar diliyorum.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202124,8bin okunma
·
89 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.