Fizik dünyasının o deterministik kurallarından sıyrılıp; olasılıkların, belirsizliklerin ve 'gözlemcinin' sürece dahil olduğu kuantum evrenine adım atmak... Bu kitap, sadece bir 'pozitif düşünce' rehberi değil; benim için bilimin katı formülleri ile insan zihninin uçsuz bucaksız potansiyeli arasındaki o ince köprüyü kuran bir eser.
Bir akademisyen adayı olarak verinin soğuk ve analitik yüzüyle uğraşırken, kuantumun o meşhur 'çift yarık deneyi'ndeki gibi zihnin de gerçeği nasıl şekillendirebileceğini fark etmek heyecan verici. Gözlemci (biz), sisteme müdahale ettiğimiz an olasılık dalgası çöküyor ve bir 'gerçeklik' seçiliyor. İşte bu kitap, o seçimi en 'sahici' ve en 'naif' haliyle yapmanın yollarını sorgulatıyor.
Belki de 'olmadı' dediğimiz her şey, paralel evrenlerde hâlâ birer olasılık olarak bekliyor. Bizim işimiz, o tozlu raflarda kalan hatıralar arasından en değerli olanını, bugünün mantığı ve yarının teknolojisiyle yeniden harmanlamak.
Veri analizinde 'gürültü' dediğimiz o karmaşa, belki de ruhun henüz formüllere dökülmemiş şiirsel bir yansımasıdır. Kim bilir...