Puan vermedi·96 syf.····Okunma: 24 Mart 2026 12:10 #okudumbitti
YAZAR: SELÇUK ÖZYURT
YAYIN: DOKUZ YAYINLARI
Herkese merhabalar bugün sizlere Selçuk Özyurt’un kaleminden çıkan hoyrat kedi kitabıyla geldim. Açıkçası hoyrat Kedi benim için sadece bir hayvan hikâyesi olmadı… Okurken içimde tuhaf bir hüzün bırakan, sessizce kalbe dokunan bir kitap oldu diyebilirim o yüzden sizleri daha fazla bekletmeden bu güzel kitabın yorumuna geçelim.
Hikâye İstanbul’un ortasında ama betonlardan uzak, ormanın içinde kalan bir fabrikada başlıyor. Daha ilk sayfalardan itibaren o bahçeyi gözünüzde canlandırıyorsunuz. Tavukların dolaştığı, kedilerin güneşte uyuduğu, köpeklerin gölgede dinlendiği o yer… Sanki gerçek hayatta artık yavaş yavaş kaybolan bir huzurun son hâli gibi. Üstelik fabrikanın idarecilerinden birinin de bizzat Selçuk Özyurt olması, hikâyeyi daha da gerçek hissettiriyor.
Sonra o huzur bozuluyor. Her gün bir tavuğun eksilmesiyle birlikte, o sıcacık ortamın içinde bir tedirginlik başlıyor. Herkesin şüphelendiği isim ise Hoyrat… Şişman, hırçın, kimseye benzemeyen bir kedi. Ama kitabı okudukça Hoyrat’a kızamıyorsunuz. Çünkü o sadece hayatta kalmaya çalışan bir canlı. Kimsenin tam olarak anlamadığı, kimsenin gerçekten sahip çıkmadığı bir kedi.
Onu İzmir’e gönderdikleri bölümde içim gerçekten sıkıştı. Çünkü bu sadece bir kedinin gönderilmesi değil, aslında alıştığımız bir şeyin sessizce hayatımızdan çıkarılması gibiydi. Ama Hoyrat’ın geri dönüşü… işte orası kitabın en duygusal yeri. Sanki “beni unutsanız bile ben sizi unutmadım” diyen bir hikâye gibi.
Bu kitap bittiğinde geriye sadece bir kedi hikâyesi kalmıyor. Geriye biraz hüzün, biraz vicdan ve doğaya karşı duyduğumuz o eski duygular kalıyor. Ve insan fark ediyor: Bazen en çok konuşan karakterler insanlar değil, sessizce yaşayan hayvanlar oluyor.
#ALINTILAR
Birbirini yeme dünyası. Kim kimi yakalarsa.
Sonrasında pişman olacağım, ömür boyu üzüleceğim işler yapmak istemiyorum. Hayatım zaten üzülmek ve pişmanlıklarla geçti.
İnsan ister istemez her sese aşina oluyor. Nelere alışamadık ki seslere alışmayalım.