·224 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Mart 2026 00:00 Kitap, liseye yeni başlayan ve içe dönük biri olan Charlie'nin kime yazdığını bilmediğimiz mektuplarından oluşuyor. Her mektupta farklı şeyler olsa da bağlantılı ilerliyor, bu yüzden akıcı bir kitap. Dili günlük bir dil, edebi değil, anlaşılması da kolay bu yüzden. İlk bakışta konusu ergence gelebilir belki ama sıradan bir coming of age kitabı değil; karakter derinliğine ve ağır temalara sahip bir kitap bence. Ayrıca kitabın yazarı aynı zamanda filminin yönetmeni.
Birkaç yıl önce filmini izleyip çok beğenmiştim. Kitabı yeni okuyabildim ve geç okuduğum için mutluyum aslında, çünkü Charlie'yi okudukça ergenliğin başında olan kendimi hatırladım. Her şeyi fazlasıyla hisseden biri Charlie. The Smiths'in "Asleep" şarkısını sever, dinleyince anlaşıldığını hissettiren bir liman gibidir kendisi için. Hayatı kenardan izlese de, aslında tüm kalbiyle katılmaya çalışır Charlie. Travmaları yüzünden geçmişi parça parça hatırlar. Derin bir şekilde hissetmesine rağmen neden böyle hissettiğini anlayamaz. Çoğumuz için olduğu gibi onun için de anlamak hissetmekten daha zordur. Bu anlamsızlık onu bazen dünyayla bağını kopartıp boşluğa düşmesini sağlar. Az buz böyle biridir Charlie. Köşede dursa bile herkesi ve her şeyi gören biri. Bir wallflower.
Kitap ilerledikçe Charlie'nin dünyasını nasıl genişlettiğini, yan karakterleri ve onların Charlie'nin hayatına ve bakış açısına olan katkılarını görüyoruz. Charlie'ye görünür olduğunu hissettiriyorlar ve hissettiği boşlukla mücadelesinde katkıları oluyor. Yan karakterler de ilgi çekici yani. Özellikle Sam'i çok seviyorum ama bunun Emma Watson'a aşık olmamla da alakası olabilir bi tık. ^^
Sonuç olarak hepimiz Charlie'de ve diğer karakterlerde kendimizden bir şeyler bulabiliyoruz. Kitabı ve filmi biraz da bu yüzden seviyorum. Charlie'nin "Asleep" şarkısında hissettiği anlaşılma duygusunu biz de kitabı okurken hissedebiliyoruz. Yazdığı mektupları bize yazmış gibi, o tünelden Sam ve Patrick ile biz de geçiyormuşuz gibi hissediyoruz. Ve o an biz de sonsuz oluyoruz. Yani aslında hissetmekle alakalı bir kitap. Eğer siz de bir "wallflower"sanız, coming of age temasını seviyor ve kolay okunabilecek İngilizce bir kitap istiyorsanız okumalısınızzz. Uzun yazdım gibi biraz, umarım sıkıcı olmamıştır. :))