Merhabalar
Bugün sizlere Şans serisinin İkinci kitabı olan Araftayım ile geldim. Nasıl güzel bir kitaptı. Bir tokattan daha sessiz. Bir ölümden daha derin.
" insan acısından kurtulmaz. Onunla yaşamayı öğrenir. Çünkü travma geçmez biçim değiştirir sessiz dönüşümde artık bir fark vardır. İnsan neden ben sorusunu bırakıp böyle oldum Peki şimdi ne yapabilirim sorusuna geçer."
Sait ve Damla lise yıllarında başlayan aşklarını ilerleterek evlenmek isterler. Fakat aileleri karşı çıkar bu iki genç aşık bütün engelleri aşmak için ailelerini karşısına alarak kaçarak evlenirler. Her şey çok güzel ilerlerken büyülü aşkta büyü birden bozulur. Sait sevdiği kadına kötü davranmaya başlar boşanmak istediğini söyler ve Onu gönderir. Damla da gururlu bir kadın daha fazla bu ithamlara davranışlara dayanamaz ve babasının evine geri döner
Damla'nın babası ne yazık ki çok katı kuralları olan bir adam annesi de babasına uymak zorunda olan bir kadın. Böyle bir eve geri dönmek... Bir gün annesinin de zoruyla Doktor birisiyle tanışmak için kafeye gider kafede onu bekleyen Baran.
Baran'ı zaten serinin ilk kitabından tanıyoruz ikili orada konuşur ve ikisininde zoraki geldiğini anlayarak masadan kalkacakları sırada Damla'nın eski eşi Sait gelir. Ve hiç denilmeyecek kelimelere söyler en çok dokunan kelimesi de evlendiğine sevindim vicdanım rahatladı. İnsan sevdiği birisini Hem de delice sevdiği birisini bir başkasına emanet edebilir mi? Hem de bir erkeğe Bence edemez. Ama burada Sait sevdiği kadını bir başkasına emanet ediyor. Baran'la Damla anlaşarak anlaşmalı bir evlilikle evleniyorlar. Evlendikleri gün Sait sevdiği kadının kaşkoluyla onlara bakarken ne yazık ki can veriyor. Damla İstanbul'dan Siirt'e gelin gitmiş oluyor. Baran'ın bir de minik bir meleği var İsmi gibi tatlı bir kız. Baran ilk eşimi kaybediyor, sonrasında sevdiği kadın tarafından bir bilinmeze bırakılıyor, bu sefer şansa bırakmayacak geleceğindeki kadını. Damla'nın kayınvalidesi bir o kadarda anlayışlı hep yardımcı olmak istiyor. Tabii Damla'yı Siirt'te zor zamanlar bekliyor. Baran'ın da anlayışlı tavrı tutumu benim çok hoşuma gitti. Ama o da fazla anlayışlıydı sanki birbirlerine alan ve zaman tanıyan ikili gün geçtikçe daha da yakınlaşmaya başladılar. Yıllar içerisinde birbirlerine şans veriyorlardı üç yılı devirmişlerdi bile en güzel zamanlarını yaşıyorlardı. Çok güzel haber üzerine avukattan gelen bir telefonla tüm gerçekleri öğrenen Damla yıkılır bir çırpıda sevdiği adamın mezarına gider. Sonra mı sonrası tufan gibi benim içimde. Badem hep neden böyle derken içek annesiyle olan konuşmaları okurken yutkunamadım. Allahın belası kadın. Damla tamda yapmak istediklerimi yaptı. Kitabı bitirdiğimde kaç saat baktığımı hatırlamıyorum.
"İnsanlar birbirlerini en çok senin iyiliğin için diyerek kırar. Duygusal şiddet vuran elden değil konuşan dilden gelir."