Gönderi

Namus denilen şey neden sadece kadınlar üzerinden yürütülüyor?
...Sevgilimin cesaretini abartmak ve kadınlar üzerindeki cinsel baskıyı hafife almak da istemiyorum. Çünkü Sibel bana kendini ancak benim "niyetimin ciddi" olduğunu görünce; yani benim "güvenilir biri" olduğuma inanınca, yani benim sonunda onunla evleneceğimi kesinlikle anlayınca vermişti. Ben de sorumlu, doğru dürüst biri olduğum için, Sibel'le elbette evlenecektim, bunu zaten çok istiyordum; ama istemesem de "bekâretini bana verdiği" için artık onu bırakmama imkân yoktu. Bu sorumluluk duygusu, bizi birbirimize gururla bağlayan başka bir duyguya, evlenmeden önce seviştiğimiz için hissettiğimiz "özgür ve modern" olduğumuz yanılsamasına gölge düşürüyordu, ama bizi yakınlaştırıyordu da.
Sayfa 19 - Yapı Kredi Yayınları, 8. Baskı, Ocak 2016
Alıntı
·1 alıntı·
2.461 Gösterim
6 Yorum
x: Bu konu evveliyatında çok öncelere dayanır. Namus kelimesi her ne kadar toplumda kadının cinselliği üzerinde dursa da geniş bir ifade olduğundan rüşvet alan için, yolsuzluk yapan için, kötü bir fiil yapan için de söz konusu olabiliyor. Peki burada ne için sadece kadın üzerinden bir nemalanma söz konusu. Bunun en temel eskiden gelen sebebi bir erkeğin soyunun devamlılığını korumak için kadını kendine bir kontrol mekanizması olarak kullanmasıdır. Bunun gibi gerekçeler çoğalabilir. Bir kadın üzerine kullanılmasını sağlayan genel faktör ise bekaret ve cinsellik noktasında bir tabiri caizse denetleme durumunun erkek için söz konusu olmaması yani doğrudan doğruya bilinememesi fakat kadın üzerinde bunun belli bir etki bırakması söz konusu olabilir. Bu yüzden Doğu illerimizde şu an için bilmiyorum eski zamanlarda anlatılan çoğu hikayelerde bilindiği üzere bekaretini kaybeden her kız çocuğunun onlar için namus kavramının kirli olduğu inancını taşıdığından ve bu onlar için affedilemeyecek bir suç ve bir utanç vesilesi olduğuna inandıklarından sonuç o kızın ölümüyle son buluyor. Bu tarz hikayeler elbette ki sık yaşanmıştır. Yani genel anlamda en büyük belirleyicifaktör bu olsa gerek. Sonuç benim açımdan sadece bekaret olayıdır. Çünkü zaten evlilikte erkeklerin en çok dikkat ettiği husus bekaret hususudur.(istisnalar olsa da) Sizce nasıldır?
Önceki 4 yanıtı göster
belchonok
belchonok
: ​insani karalanmis defter ve tertemiz sayfa gibi kirtasiye malzemeleriyle bir tutmak, norobiyolojiden zerre anlamamak demek. psikologlardan okudugunu iddia ettigin o 's3visirken gecmisi hatirlama' tezi, bilimin degil; dupeduz ataerkil kaygilarin psikoloji kilifina sokulmus halidir. insan beyni icine atilan her veriyi sirayla ekrana yansitan bir usb bellek degil ki, boyle sig bir mantikla calismaz. modern psikolojiye veya norobilime biraz bakarsan, zihnin sevisirken gecmise gitmesini bekaret mevzusuna baglamadigini gorursun zaten. bunun adi dissosiyasyon, yani mevcut andan kopma; tamamen aidiyet eksikligiyle ilgili bir durum. saglikli bir cinsellik icin her seyden once yuksek duzeyde anda kalmak gerekir. eger bir insan esiyle birlikteyken zihni baska birine veya gecmisteki bir aniya kayiyorsa, bunun sebebi gecmiste yasadiklari degil; o anki partneriyle kurdugu duygusal ve fiziksel bagin yetersiz, sig ve tatminsiz olmasidir. baglanma sistemi sunu cok net soyler: ortada guvenli ve derin bir aidiyet varsa, beyin gecmisin izlerini siler gecer. beyin, mevcut iliskideki aidiyet ve haz yeterliyse gecmisi cagirmaz. eger gecmis o yataga giriyorsa, sorun kadinin/erkegin gecmisi degil, o evliligin bugunku kalitesizligi ve taraflarin birbirine odaklanamamasidir. bir de su "gecmisi olan saglikli aile kuramaz, anilari aklina gelir" geyigi var ki zaten kendi icinde patliyor. eger cinsellik zihne silinmez bir karalama yapsaydı, bugun ikinci evliligini yapan veya bosandiktan sonra yeniden asik olan hic kimse mutlu olamazdi. oysa insanlar gecmisleriyle degil, o gecmisten ogrendikleri ve olgunlasmis zihinleriyle cok daha derin baglar kurabiliyor. senin psikolojik tespit diye sundugun 'ilk olma' arzusunun asil adi retroaktif kiskancliktir. yani bildigin yetersizlik hissi. erkegin, kadinin gecmisteki partnerleriyle kendini kiyaslama korkusu. erkek egosu, "acaba benden iyisi var miydi" korkusunu yesertiyor. olay aslinda basit: adam kiyaslanmaktan olesiye korkuyor ve bu kiyaslanma ihtimalini kokunden kazimak icin kadinin hicbir tecrubesi olmamasini, kendi bedeni hakkinda cahil kalmasini istiyor. bunun adini da 'ailenin kutsalligi' koyup isin icinden cikiyorlar. sadakati, karakteri ve ahlaki inatla bir et parcasinda veya deneyimsizlikte aramak, insan iradesini yok saymaktır. ahlak, hicbir sey bilmemek, hicbir sey yasamamis olmak veya bos bir defter olmak degildir; ne istedigini bilen, gecmisini sindirmis olgun bir zihnin, su anki esine duydugu bilincli ve iradeli sadakattir. insanin karakteri bacak arasinda degil, vicdanindadir.
1 yanıtı göster
bu bir soruydu, tartisabiliriz🥹🙏
Soruya doğru bir cevap bulamadım ama bu kitap yıllar önce yazımasına rağmen günümzde düşünceler hiç değişmemiş en çokta buna neden diyorum
haklisiniz, bence degismemek de bir yana her gun daha da geriye gidiyoruz.
Bu yorum görüntülenemiyor
Geri kalmış ve yobaz toplumlarda kadın ikinci sınıf cinsiyet olarak görülür maalesef.
Önceki 2 yanıtı göster
Ali
Ali
guncel listemi bitireyim bakacagim mutlaka
Reklam
kadının iffeti erkeğin en iyi uydurmacasıdır
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.