·102 syf.····Okunma: 25 Mart 2026 23:02 Bazı kitaplar vardır bittiğinde kapağını sessizce kapatır ve öylece boşluğa bakarsınız. Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin bu eserini bitirdiğimde göğüs kafesimde tuhaf bir genişleme, zihnimde ise yıllardır sönük duran lambaların tek tek yandığını hissettim. İtiraf etmeliyim ki insan bazen dertlerinin altında ezildiğini sanırken aslında o derdin onu yukarıya taşıyan bir el olduğunu fark edemiyormuş.
"Neden ben?" sorusunun o soğuk yankısı bu satırların arasında eriyip gitti. Geylani imtihanı insanın sırtına vurulmuş bir yük gibi değil ruhun üzerindeki tozları silkeleyen bir rüzgâr gibi anlatıyor. Okurken şunu fark ettim bizim "yıkıldım" dediğimiz yer aslında yeniden inşa edilmeye başlandığımız yermiş. Kalbim ve fikir dünyam hiç bu kadar sarsılıp ferahlamamıştı.
Bu kitap bana sabretmenin sadece susup beklemek olmadığını aksine o fırtınanın içinde dimdik durup "Gelen O’ndandır" diyebilmenin o asil güzelliğini öğretti. Cümleler o kadar zarif, o kadar hakiki ki sanki asırlar öncesinden değil de tam şu an, tam benim yaramın üzerinden konuşuyor.
Eğer hayatın karmaşasında sesiniz kısılmışsa, bu esere bir sığının derim. Bazı satırları okurken gözlerinizin dolması korkutmasın o yaşlar kalbin katılaşan yerlerinin yumuşadığının işaretidir.
Gerçekten çok başkaydı...