müthiş bir kitap çok
beğenerek okudum.
Yazarı na buradan
tebriklerimi iletmek
isterim konuları işleme tarzı bakış açısı çok derin.
Bu metinlerdeki cümleler bir hikâyenin parçaları olmanın ötesinde, zamanla ve hafızayla kurulan bir ilişkinin izlerini taşıyor.
“Bazen bir suskunluk, yüzlerce kelimeden daha ağırdı.”
“Geçmiş bazen geleceğin habercisi değil, yalnızca onun yüküdür.”
“İnsan, en çok da kendi suskunluğunda boğulur.”
Kaderin Kırmızı İpi, yalnızca bir aşk anlatısı değil. Daha çok yarım kalmışlık duygusu etrafında şekillenen, insanın kendi içindeki zamana temas etme çabası.
2007 ile 2025 arasında geçen bu hikâye, değişen hayatların içinde değişmeyen duygulara bakıyor. Zaman ilerliyor ama bazı hisler aynı yerde kalıyor.
“Keşke…” dedi. Sonra sustu. Ama o tek kelime bile, söylenmeyen bütün cümleleri taşıyordu.
Bu nedenle anlatılan şey iki insanın birbirini kaybetmesi değil, insanın kendi içindeki parçayla temasını yitirmesi.
Eğer bu hikâye bir gün görsel bir dile taşınırsa, yerel bir anlatının sınırlarını aşma ihtimali var. Çünkü merkezinde belirli bir coğrafya değil, tanıdık bir insan deneyimi duruyor.