·183 syf.····Okunma: 25 Mart 2026 17:07 Kütüphanede bir ceset... Ama asıl cinayet mahalli, insanların önyargıları.
Sıradan bir sabah, saygın bir ailenin malikanesinin kütüphanesinde hiç tanınmayan bir genç kızın cesedi bulunursa ne olur? Agatha Christie, bizi dedikoduların gerçeklerden daha hızlı yayıldığı bir kasabaya götürüyor. Herkesin bir maskesi, her maskenin ardında ise bir çıkar çatışması var. Miss Marple, örgü şişlerinin arasından dünyayı izlerken bize şunu hatırlatıyor: İnsan doğası her yerde aynıdır ve en karmaşık düğümler, en basit gözlemlerle çözülür.
Agatha Christie, kitabı okurken bizi bir labirente sokuyor. Tam katili bulduğunuzu sandığınız an aslında yanıldığını anlıyorsunuz. Kitabı okurken sürekli "Acaba katil o mu? Yoksa şu mu? Kesin o değil..." diye şüphelenip duruyorsunuz. Tabi katil de aklınızdaki kişi çıkmıyor bu arada.
Çoğu insan bu şekilde bir yorumda bulunmuş. Ancak bana göre kitap olay aşamasında oldukça karışık ilerliyor. Kimin kim olduğunu ve şu an ne olduğunu anlamakta zorluklar yaşıyorsunuz. Olayları takip etmek ve ipuçlarını bulmak kitabın sonunu okumadan mümkün de olmuyor maalesef. Gizemli gibi görünebilir size ama kitap oldukça karmaşık ilerliyor. Okurken burada şimdi ne oldu diyorsunuz. Belki de bu yüzden en düşük puan verdiğim kitap bile olabilir.
Miss Marple, herkes birbirine benzer mantığı ile ilerliyor kitap boyunca. Kendi yaşadığı köy hayatındaki o uzak ya da yakından tanıdığı bütün insanlar aslında olayların çözülmesinde ona küçük küçük ipuçları veriyor.
Agatha Christie'yi hiç okumamış olan birine önereceğim bir kitap olmaz. Daha doğrusu bu kitabını okuyarak başlamak doğru olmaz. Yazarın okuduğum diğer kitapları olan "16:50 Treni" ve "Doğu Ekspresi'nde Cinayet" adlı kitapları başlangıç için daha mantıklı olabilir. Yazarın kitaplarını okumaya devam edeceğim muhtemelen. Ama bu kitap bende sevmediğim kitaplar arasında kalacak maalesef. En azından yerine biri gelene kadar.