·120 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Mart 2026 00:51 Bu kitabı yoga felsefesi ışığında okuduğumda, cümleler bana büyük bir anlam verdi. Her anlatıda yaşadıklarım bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden ve kendimi yakaladım. Sanki kitap bana bir şey öğretmek istemiyor, sadece zaten bildiğim ama üstünü örttüğüm şeyleri hatırlatıyordu.
Çetin Çetintaş burada bir şey “anlatmıyor”. Daha çok içimizdeki gerçeği fark ettirip gün yüzüne çıkarıyor.
Kitap boyunca hissettiğim şey şuydu: İnsan sürekli bir şey olmaya çalışıyor. Daha iyi, daha farkında, daha “uyanmış” bir hâl… Ama bu çaba, insanı kendinden uzaklaştıran ince bir tuzak gibi. Çünkü olmaya çalıştıkça, zaten olanı kaçırıyoruz.
“Sarı çiçeği koklayan kedi” metaforu tam burada devreye giriyor. Kedi çiçeği kokluyor, çünkü o an orada. Ne eksik, ne fazla. İnsan ise ya geçmişte ya gelecekte… Ya olmak istediği hâlde ya da olmak istemediği bir hâlde.
Ve belki de en çarpıcı olan: İnsan, aradığı şeyin önünde duruyor olabilir.
⸻
Bu Kitap Üzerine Ne Düşünmeli?
Bu kitap “ne anlatıyor?” sorusundan çok,
“Bende neyi açtı?” sorusunu sordurmalı.
• Gerçekten yaşıyor muyum, yoksa sürekli bir şeye mi hazırlanıyorum?
• Olduğum hâli ne kadar kabul ediyorum?
• “Daha iyi bir ben” olma çabam, beni kendimden uzaklaştırıyor olabilir mi?
• Dışarıda aradığım şey, zaten içimde var olabilir mi?
Cevaplar kitapta yok; ama doğru yere bakarsan, soruyu değiştiriyor.
⸻
Alınması Gereken Mesajlar
• Olmaya çalışmak, çoğu zaman olmaktan uzaklaştırır.
• Farkındalık bir çaba değil, bir duruş meselesidir.
• Hayat, yakalamaya çalıştığımız bir şey değil; içinde olduğumuz bir akıştır.
• Kendini bulmak, yeni bir şey kazanmak değil; fazlalıkları bırakmaktır.
• Gerçek temas, ancak anda mümkündür.
⸻
Kapatırken birkaç Farkındalık sorusu:
• Ben en son ne zaman gerçekten durdum?
• Şu an yaşadığım şeyin ne kadarındayım?
• Hayatımda “sığınak” sandığım şeyler, aslında kaçış olabilir mi?
• Olduğum hâli değiştirmeden önce, onu gerçekten gördüm mü?
• Ve en önemlisi: Ben, şu an neredeyim?