Puan vermedi·248 syf.····Okunma: 27 Mart 2026 09:09 Latife Tekin'in ilk romanı ve aynı zamanda kendisiyle tanışma kitabım olan "Sevgili Arsız Ölüm" eseriyle ilgili ne söyleyebileceğimden tam olarak emin değilim ama eğer yapabilirsem düşüncelerimi toparlayıp bir şeyler çiziktireceğim sevgili followerlarım.
Öncelikle çok garip bir kitap olduğunu söylemek lazım.Daha önce hiç bu kadar uçuk ama aynı zamanda bu kadar gerçek olabilen bir kitap okumamıştım.Bırak mutlu sonu, mutlu anı bile neredeyse olmayan bir masal gibi.Anlatılan bu gariplikler çoğunlukla köyde geçtiğinden ve ben köyü ve köylüyü az çok bildiğimden-çünkü ben de bir köylüyüm- bana hem tanıdık geldi hem de kitabı aşırı absürt bulamayıp devam etmemi sağladı.Çünkü cinli minli hikayeleriyle,batıl inançlarıyla,büyüsüyle, sihiriyle,zar zor alınabilen eğitimiyle,her garip nesneyi veya olayı başka bir şey için işaret kabul etmesiyle köy tam olarak budur.Ve Huvat ile Atiye tam olarak olabilecek en berbat köylülerdir çünkü yukarda yazdığım özelliklerin hepsinin taşıyıcısıdırlar,çünkü çocuklarını da kendileri gibi yetiştirmek arzusu dışında bir arzuları yoktur, çünkü onlara göre farklı veya yeni bir şeye heves eden kişi cinlenmiştir, büyü vardır onda, gözlerine görünüyorlardır.
Herkesin birbirini dövebildiği,kimsenin kimseye rahat yüzü göstermediği bu tuhaf ama aynı zamanda gerçek aile sahip olduğu bütün iyi yönlerini şehre taşımaya karar verince ortalık daha da güllük gülistanlık oluyor tabi (!) Köyde cinle periyle kafayı bozunca şehre gidince de bir anda alim olamıyor tabi insan.Bu sefer de şiir yazmayı,damda oturup gökyüzünü seyretmeyi,gitar çalmayı falan tövbeler tövbesi sayıyorlar.Şehrin kuytu köşelerinde yaşam mücadelesi verir hale geliyorlar.
Her şeyin farkında olan tek kişi sanırım Dirmit adlı karakter.Söylediklerinin, yaptıklarının hepsi oyun gibi geliyor bana.Ailesine ters gitmek için yapıyor sanki.İçlerinde umut bağlanabilecek tek kişi de o gibi ama tabi ikide bir cinli diye dayak yediği için dikiş tutturamıyor.
Her karakterinin kendine has bir huyunun olduğu bu kitapta en çok da Huvat ve Halit ikilisinden nefret ettim.Atiye'yi de pek sevemedim ama onun da yaşadıklarının sebebi yine Huvat beyefendi olduğu için çok üstünde durmuyorum.
Eleştirmenler büyülü gerçeklik kategorisine koymuşlar kitabı, mürekkep yalamış insana bunlar gerçek gelmiyor tabi başına büyülü diye bir şey daha ekleyip yumuşatmaya çalışıyor ama ben ve benim gibi köylüler iyi bilirler ki burda yazılanların hepsi sadece gerçek :)
Keyifli bir okuma deneyimi oldu.Latife Tekin hanımefendinin diğer kitaplarını da merak ediyorum,sırayla okuyacağım inşallah.
Hadi Allah'a emanet olun sevgili followerlarım.