·304 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Mart 2026 14:19 Bugünkü İran gibi bir ülkenin tarihte, nasıl oluyor da Safevi hanedanı gibi bir Türk soylu aile tarafından idare edilmiş olduğu insanı şaşırtmıyor değil.
Bu kitabı okurken, Türkiye'deki resmi tarih anlatımının ne kadar yanlı ve beyin yıkayıcı bir amaçla yürütüldüğünü daha net anladım. Meğer gerçekler çok farklıymış.
Safevi devleti nasıl kuruldu, bu zamanda Avrupalı devletlerle kurulan ilginç ilişkiler; Kurucu Şah İsmail' in Anadoludaki Türkmen/Kızılbaş/Alevilerle bağlantısı ve Osmanlı ile olan ilişkisi; en güçlü hükümdarlarından (Şah Abbas) nasıl kendinden sonra gelecek hanedan üyelerini-kendi tahtının güvenliği için- "evcilleştirdiği" ve bunun ülkesinin yıkılışını hazırladığı; Osmanlı' daki devşirme sisteminin benzeri olan Gulam ile Gürcü, Ermeni, Çerkeslerin devletin işleyişindeki varlıkları; Avrupa'ya giden Safevi elçilerin nasıl din değiştirdiği; Tebaanın, doğrudan Şah ile görüşebilme imkanının olması; Devlet makamlarına gelebilmek için liyakat sistemi uygulandığı (meritokrasi), bunun devletin güçlenmesine nasıl etki ettiği; Safevilerdeki resim (Osmanlı'nın tam karşıtı) ve müzik özgürlüğünün var olması; Molla Sadra gibi alimlerin düşünce ve tasavvufa (metafiziğe) katkısı; Safevilerin bilime, sanata, tıbba, edebiyata karşı tutumları ve katkısı ; Çöküşe doğru, gerici mollaların, devlet idaresini nasıl ele aldıkları ve kurucu değerleri nasıl 'kâfirlik' sınıfına aldıkları; Yıkılış döneminde, diğer bir Türk Oğuz boyu Afşar hanedanının (Nadir Han) nasıl ülkenin başına geçtiği gibi konuları ve daha fazlasını öğreniyorsunuz ki insan bunları öğrenirken, İran ülkesinin Türkler tarafından asırlarca yönetilmesi sebebiyle hayret ve gurur hisleriyle dolmuyor değil. Keşke daha önce bunları öğrenseydim. Daha iyisi olabilir mutlaka ama tarihe ilginiz varsa okunması gereken bir kitap.