Woody Allen’ın bir sözü var… İlk kez “Annie Hall”u izledikten sonra denk gelmiştim, tam da o karakterlerin takıntılı bakışları içime işlediği bir akşam.
Diyor ki: Hayat acımasız, anlamsız ve kaotik. Buna katlanabilmek içinse iki şeye ihtiyacımız var: Komedi ve kaçış.
Bu sözü her duyduğumda, Manhattan’ın o siyah-beyaz kadrajında yalnız başına köprüye bakan bir adam düşer aklıma. Aslında Woody’nin karakterleri hep oradadır: Aşkı, ölümü, varoluşu didik didik ederler ama asla bir “büyük cevap”a ulaşamazlar. Çünkü onun felsefesinde, hayatın anlamını aramak zaten anlamın ta kendisidir—ne var ki bu arayış, başarısızlığa mahkûm edilmiş en asil uğraştır.
Onun sinemasında komedi, bir tür nefes alma biçimidir. Evrenin devasa kayıtsızlığı karşısında kendi küçücük trajedimize gülmek, o kayıtsızlığa inat bir başkaldırıdır. Gülerken aslında şunu söyleriz: “Biliyorum, hiçbir şeyin anlamı yok. Ama bak, yine de buradayım.”
Sanat, aşk, müzik… Bunların hepsi, o anlamsızlık okyanusunda bize geçici bir sal sunar. Woody için bu salın adı kaçıştır. Ama kaçış, çözüm değildir; yalnızca güzel bir yanılsamadır. Ünlü sözünde ne der: “Hayat anlamsız ve kimse çıkmıyor canlı.”
Bence asıl mesele şu: Bu kadar keskin bir gerçeklikle yüzleşip hâlâ gülümsemenin bir yolunu bulabilmek. Belki de Woody Allen bize, anlamı bulmanın değil, anlamsızlıkla şakalaşmanın bile bir tür özgürlük olduğunu hatırlatıyor.
#WoodyAllen #VaroluşunSınırında #HayatınAnlamı #SinemaFelsefesi #KomediVeKaçış #AnnieHall #Manhattan #AbsürtBilgelik #KaramsarlıkSanatı #Düşünce #Keşfet