CAMLI TERAS – SERAP TİRYAKİ
“Bazen biri olmalı hayatınızda, yaralarınızdan sevmeli sizi.”
Merhabaaalar, kum saatinizi hazırlayın çünkü geçmişe gidiyoruz. Söylemeyi unuttum büyüteçlerinizi ve dedektif kıyafetlerinizi giymeyi unutmayın çünkü ortada bir cin@yet var ve bizim bu olayları okumamız lazım.
1966 yılında geçen Camlı Teras, vahşi cinayetlerin gölgesinde ilerleyen bir polisiye hikâyeyi, beklenmedik bir aşk ile iç içe sunar. Adli tabip Sadi Yaver’in dehşet verici bir cinayet sahnesiyle karşılaşmasıyla başlayan olaylar, derinleşen soruşturma boyunca karanlık sırları, ihanetleri ve insanın içindeki ihtirası açığa çıkarır. Tüm bu gerilimli atmosferin ortasında Sofia ve Ali arasında filizlenen aşk ise hikâyeye duygusal bir boyut katar. Roman, hem sürükleyici olay örgüsü hem de nostaljik atmosferiyle okuyucuyu suç, tutku ve aşk arasında gidip gelen bir yolculuğa çıkarır.
Serap Tiryaki’nin kalemiyle Camlı Teras sayesinde tanışmış oldum. Serimizin ilk kitabı olan Camlı Teras, 1966 yılında geçiyor ve bizler geçmişe doğru süzülüyoruz. Başka dönemlerde geçen kitapları okumayı çok seviyorum. Burada yazarın kalemi benim için çok önemli çünkü bana o dönemi hissettirebilmeli. Okurken 1966 yılında hissettim, bu kapsamda yazar gerçekten işinin ehli çıktı. Havada kalan cümlelerden ziyade altı dolu cümleler okudum.
Başkomiser Ali karakterini sevdim, işinin başında bir karakterdi. Polisiye türünde vakaların peşinde azimle koşan polis karakterleri okumak favorimdir. Ali’de gördüğü vakalar karşısında kafası karışan ama vazgeçmeden k@tilin peşinden koşan bir karakter. Bu süre zarfında aşkı Sofia’yı bulması da beni ayrı mutlu etti.
Yazar bize bazı soru işaretleri bırakmış bazı konularda aklımda boşluklar kaldı. Seri olduğu için normal olduğunu düşünüyorum. İkinci kitabı da okuduktan sonra gidişatın nasıl oturacağını merak ediyorum.