·208 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Mart 2026 18:44 Bir dönem aşırı popüler olmuştu bu kitap. Yine popüler kültüre kanıp aldığımda pişman olur muyum acaba diye diye bir türlü almaya cesaret edememiştim ama merak duygum ağır basınca artık direnemedim ve aldım...
Özellikle kitabın ilk 100 sayfası fena üzücüydü benim için ve yakınını kaybetmiş herkes için de derin bir üzüntü yaşatır bence.
İlk sayfaların her birini cidden ağlayarak okudum...
Gelelim kitabın, yazarın ve akışın stiline.
Daha önce Georgi Gospodinov'un kitaplarını okumamıştım bu kitap vesilesiyle tanıştım ve stilini, tarzını çok sevdim. Kitap daha çok anı anlatır gibi yazılmış, dil sade akıcı ama derindi yer yer güldürücü hikayelere de yer verilmişti. Bir kurgu yok; anılar, felsefi çıkarımlar, küçük günlük notlar ve babasından kalan hatıralar etrafında dönen bir kurgu stili ile anlatıyor yazarımız hissettiklerini. Gospodinov sadece babasının gidişini değil, bir kuşağın, bir yaşama biçiminin ve o kuşağa ait eşyaların sessizce sahneden çekilişini de melankolik bir dille anlatıyor bize. Yaptıkları, yapamadıkları, keşke yapsaydık dediği her şeyle öylece kalakalışını işliyor kitapta tek tek. Babasının gözüyle bakmaya çalışıyor bazen ve babasının üstüne titrediği bahçesiyle bağdaştırıyor birçok şeyi. Babasının hastalığını, yaşlılığını ve yavaş yavaş hayattan çekilişini, üzerine titrediği bahçesinin döngüsüyle paralel bir şekilde anlatıyor Gospodinov. Tıpkı bir bitkinin solması gibi, insan da zamanla toprağa geri dönüyor... Bahçe burada hem yaşamı hem ölümü aynı anda barındıran bir metafora dönüşmüş gibiydi. Babasının yokluğuyla baş etmeye çalışırken onun bıraktığı izlerin derinliğini görüyor Gospodinov. Bahçedeki ağaçlar, yetişmiş sebzeler, çiçekler ve kullanılan aletler… Hepsi babasının varlığının sessiz tanıklarıydı ona göre.
İnsan gider ama emeği, sevgisi ve dokunduğu şeyler kalır geride...
Yer yer kendinizi de görüyorsunuz anlatılan bazı hikayelerde, bazı şeyleri insan sadece kendisi yaşıyormuş gibi hissediyor ancak ben yalnız değilmişim dediren ve gülümseten yerler de oldu benim için kitapta.
İnsanın sevdikleriyle birlikte geçirdiği sıradan zamanların aslında ne kadar kıymetli olduğunu ancak onları kaybettikten sonra anlamamız üzerine birçok kez düşündürüyor kitap.
Her şeyin kıymeti elimizdeyken bilinmeli...
Kitapta bir cümle vardı ;ama o zaman bunu hala bilmiyorduk... mesele tam da bu.
Bilmek gerek, her ne olursa olsun.