Gönderi

Ölmüş çiçeklerle dolu bir vazo gibiyim..
·
310 Gösterim
10 Yorum
Ben sana ağladım, sen yağmur sanıp geçtin.
Şimdi açsam pencereyi beklesem Sen gelsen Olmaz ya hani geliversen Hiç bir şey sormasan Hiç bir şey söylemesen Sussam Sussan Sussak. Susuşların anlattığını dinlesek Sırt sırta otursak Katılasıya ağlasak Sormasak birbirimize sebebini Sarılsam Sarılsan Sarılsak.
Canım acıyor… ama sen artık hiçbir şey duymuyorsun. İçim her gün biraz daha eksiliyor her nefesimde kanıyorum Her sabah yokluğuna uyanmak, her gece seni kaybettiğimi tekrar anlamak… İnsan birini bir kez kaybeder sanıyordum, ben seni her gün kaybediyorum. Ve en acısı şu: Ben hâlâ seninle konuşuyorum içimden, ama sen artık hiç cevap vermiyorsun.
Sana bir mutlu son yazdım sevgilim, kendimi son sayfadan sessizce sildim. Okurken fark etmeyeceksin, çünkü yokluğum metnin kusuru değil, tercihi olacak. Ben orada hiç görünmedim zaten; sadece bazı cümleler gereğinden fazla duraksayacak. Mutlu olman için gereken her şeyi yerli yerine koydum: başka bir ses, başka bir omuz, adımı bilmeyen bir gelecek. Benim payıma düşen, yazılmamış bir teşekkür gibi sayfa aralarında kalmak oldu. Bir sevgiyi bitirmiyorum aslında, çünkü başlamamış şeylerin cenazesi olmaz. Sadece ihtimali usulca kapatıyorum, kimse üşümesin diye. Sen “iyi ki” derken, ben “olabilirdi”yi susturuyorum.
Dayanılmaz bir ağırlık var içimde; sanki göğsümün tam ortasına yerleşmiş, ne ileri gitmeme izin veriyor ne geri dönmeme. Yapamıyorum. Gerçekten yapamıyorum artık. Her denediğimde biraz daha eksiliyorum kendimden. Sanki ben, kendimi tüketmenin en yavaş yolunu seçmişim de fark etmeden yürümüşüm bu yolda. Karşımdaki insanın gözlerinde yorgunluğu görüyorum. O yorgunluğun sebebi benmişim gibi… Belki de gerçekten öyle. İnsan kendi karanlığını başkasına bulaştırabilir mi? Bulaştırıyorsam, istemeden, bu beni suçlu kılar mı? Yoksa zaten içimde hep var olan bir şeyin taşması mı bu? “Bu kadar mıyım?” diye soruyorum kendime. Cevap gelmiyor. Sessizlik bazen cevaptan daha ağır oluyor. İnsan, kendi içinde yankılanmayan bir soru kadar yalnız hissedebilir mi? Güneş doğuyor, biliyorum. Herkes için doğuyor. Ama bana değmiyor sanki. Işığın bile seçici olduğu bir yerdeyim; bana uğramadan geçip gidiyor. İçimde bir zamanlar var olan o küçük aydınlık… onu ne zaman kaybettim, hatırlamıyorum bile. Belki fark ettiğimde zaten çok geçti. Ve biliyor musun y. yine de, garip bir şekilde… içimde iyi kalan tek şey sensin. Bu da ayrı bir yük aslında. Çünkü insan, elinde kalan son şeyi de kaybetmekten korkuyor. O yüzden sana yaklaşamıyorum bazen. Böyle sönük hâlimi görürsen canından can gider, biliyorum ama sarıp sarmalarsın da onu da biliyorum. Ağlamam için omzunu verirsin onu da biliyorum ama ben verdiğin o omzunda ağlamayı bile beceremem.. Sanki en basit insani şeyler bile bana fazla karmaşık. Ben yoruldum… ama daha kötüsü, başkalarını da yoruyorum. İşte bu düşünce, hepsinden daha ağır.
Reklam
Geçen yıl yine bir 1 Nisan’dı… İnsanların gülüşlere sakladığı küçük yalanlar günü. Biz ise o günü bile ciddiye alacak kadar gerçektik. Şaka yapmayı unutmuştuk. Zamanın içinden geçerken birbirimize tutunmayı, Gülmeyi, susmayı, aynı anda aynı şeyi hissetmeyi biliyorduk ama Şaka yapmayı unutmuştuk. “Olsun,” demiştin, “Seneye yaparsın…” İçimde tarifini koyamadığım bir ürpertiyle “Seneye olmayız ki,” demiştim. Sen… Zamanı bile küçümseyen o sakin sesinle “Tüm zamanlar bizimken, Nasıl seneye olmayacağız?” diye karşılık vermiştin. İşte o an Sana inanmak, Zamana inanmaktan daha kolay gelmişti bana. İnandırdın beni… Birlikte çoğalan yarınlara, Adımızı taşıyacak uzun senelere, Hiç eksilmeyecek bir “biz”e. Şimdi… Zaman hâlâ akıyor. Takvimler değişiyor. 1 Nisanlar yine geliyor. Ama sen yoksun. Ben varım… İçimde, her gün biraz daha derinleşen o sessiz sızıyla. Senin gidişinin bıraktığı, adı konulamayan o boşlukla. Ve en çok da Her şeye rağmen hâlâ bir yerlerde Senin “seneye” dediğin zamana inanmak isteyen kalbimle… Ama artık biliyorum; Bazı yokluklar Zamana değil, İnsanın içine yerleşir. Hiç geçmeyecek bir acıyla Ve sen… Benim içimde hiç geçmeyecek bir zamansın.. verdiğin acıya rağmen.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.