BİR KİBRİTLE YOK OLMAK-3
Yazarı: Özge Naz
Yayınevi: Guardian
Sayfa Sayısı: 544
Merhaba. Serinin son kitabındayız. Baldan tatlı Balkan Kızı ve Cesur Yürekli bir Yüzbaşının hikayesinin sonundayız. Bu hikaye Operasyon Adı: Balkan Kızı ile başladı. Ve Operasyon Adı: Bir Kibritle Yok Olmak ile sona erdi.
Talia Alaz, Şehit Yüzbaşı Ayhan Alaz'ın kızı Türk Milleti adına dayısı PEKA kod adlı ITO mensubu teröristin yanına bir ajan olarak sızdırıldı. Bu hikayenin seyri böyle başladı. Oysa ki onların hikayesi lojmanda yaşayan iki üç çocuğun hikayesinden biriydi. Ta ki dünyaya mâl olmuş İTO, Alaz ailesinin evine çökene kadar. Önce görevde yaşanan saldırı sonucu Yüzbaşı Ayhan Alaz ITO ya esir düştü. Sonra eşi Maria Alaz örgüt tarafından işe giderken kaçırıldı. Ayhan Alaz son anına kadar karısını da kızlarını da ve en çok da vatanını koruyarak şehit düştü. Yıllar sonra Türkiye'ye getirilen Balkan Kızı dayısının gerçek yüzünü öğrendiğinde tek bir amacı vardı. İntikam... Babası adına annesi ve sessiz meleği kız kardeşi Alisa adına ve tüm Şehitler adına dayısı olacak PEKA dan intikamını alacak, onu ve örgütü çökertecekti. Ona bu yolda eşlik eden adam ise Yüzbaşı Barut Ulu Boratav'dı. İsimsiz askeri, çocukluk aşkı ve sonu. Yukarıdan gelen emir dahilinde dayısından korunmak için Boratav ile evlenen genç kadın Kasırga Hava Üssü'nün talimleriyle içeri sızmaya hazır bir ajan olarak tekrardan Makedonya'ya dönüş yaptı. Geri de kalbini bırakarak.
Miles ismiyle PEKA' ya sızan Üsteğmen Kürşat Kurşunalp, Mermi lakaplı Hayalet Timi üyesi, gerekli bilgileri Üs'e bildirirken bir diğer görevi de emaneti korumaktı.
Bir plan yapıldı. Kartlar açıldı. Oyun sergilenmeye başlandı. Bitiş görünüyordu. Ama Talia Alaz Boratav'ın istediği bir şey daha vardı. Bu yangından kardeşi ile çıkacağını biliyordu. Kocası ona söz vermişti. Barut söz verdiyse tutardı. Ama Talia, kocasını da bu yangından çıkarmak istiyordu. Yüzbaşı Barut bir asker olarak sözünü tuttu. Balkan Kızı'nı ve kardeşini başarı bir şekilde ülkesine getirdi. PEKA kod adlı ITO mensubu ise Yüzbaşı Barut tarafından başarılı bir şekilde ortadan kaldırıldı. Artık yeni bir rütbe ile Türkiye topraklarına gelmişti.
Şehit Piyade Kıdemli Yüzbaşı Barut Ulu Boratav....
Kitap çok akıcı idi. Gerçekten etkileyici bir anlatışa sahip diğer askeri kurgulara göre daha önde ve göze çarpan yanları var. En önemlisi ise spoi verdim ama... Barut'un şehit olması... Tamam bunu istemezdik. Ama kurgu farklı bir şekilde sonlansa bu kadar etkiler miydi bilmiyorum. Barış'ın gazi olduktan sonra yaşadığı süreç, Filiz'in operasyon sırasında kaybolan eşinden sonra yaşadıkları, Yaman'ın abisini kaybettikten sonra Barut'a düşkünlüğü, Rauf'un asker olduğu için babasıyla arasının açılması, Kürşat'ın ekibe yaydığı neşe, Âkif Cesur'un ne kadar sert ve katı görünse de o babalığı, Umay'ın doğurmadığı çocuklara yaptığı annelik, Ülkü'nün büyümek için yaşamak zorunda kaldıkları, Alisa'nın işitme ve konuşma engelli olmasına rağmen onca yaşadığı şeylere rağmen ablasına sığınması ve Balkan Kızı... Barut'un doktor kocası yap beni dediği kadın. Barut'un şehadeti ile hayata küsen ve ondan gelen armağan ile tekrar hayata dönen kadın. Hepsinde yaşanmışlıklar var. Daha ne diyebilirim.
Kitaptan Alıntılar
*Her asker kendi kefenini cebinde taşır; her komutan, mezarını omzunda taşır.
*Peter bir çığlık koparmaya başladı. "Boris! Bekle! Anlaşabiliriz!"
Durdum. "Boris değil," dedim. "Barut Ulu Boratav."
"Barut," dedi tekrardan. "Anlaşabiliriz!"
"Türk, anlaşma yapmaz, Kalovski," dedim. "Türk, hesap sorar!"
* "Akif baba..." dedim, sesim fısıltıya karışırken. "Bir gün yorulursan gel buraya dinlen, burası sana hep açık... Yeter ki sen duruşunu bozma, demiştin..."
Dudaklarımın arasından bir sıcaklık sızdı.
Kandı.
Kan kusmaya başladım.
İlk fark eden Umay ablam oldu. Bir çığlıkla bana doğru koştu. Talia'nın titreyen parmakları buz kesen elimi daha sıkı tuttu ama parmaklarımın arasındaki kavrayış yavaş yavaş çözülüyordu.
"Akif baba, yoruldum ben..." dedim, gözlerimi yavaşça gökyüzüne kaldırırken. "Duruşumu bozmama izin verme... Ailem beni diz çökmüş görmesin..." Dizlerimin gücü kalmamıştı. Vücudum titriyordu ama hâlâ düşmemeye çalışıyordum.
"Barut!" diye haykırdı Yarbay Beton. "Barut, hayır! Hayır, oğlum! Hayır, Ulukurt!"
Beni bırakmadı. Yere düşmeme izin vermedi. Kollarını daha da sıkı sardı etrafıma. Kalabalığın uğultusu susmuştu.
"Ailem..." dedim kanaya kanaya. "Sana emanet, baba."
Bir Kibritle Yok Olmak 3Özge Naz