#pandadiyorki Dev Balkabağı Masalı
️Uzak bir diyar, ortasından nehir akan bir köy ve Çifte Nine’nin sevgiyle ilmek ilmek büyüttüğü masalsı bir bahçe…
Her şeyin ekranlara hapsolduğu ve dijitalleştiği şu günlerde, sıcacık çizimleri ve naif anlatımıyla beni o özlediğim çocukluk günlerime götürdü "Dev Bal Kabağı Masalı".
Çizimlerdeki o yumuşak geçişler, suyun kağıtta dağılışıyla oluşan o doğal suluboya dokusu... Her sayfa sanki çizerin fırçası az önce kağıda dokunmuş gibi taze ve sıcak. Ruhuma o kadar iyi geldi ki. Sizi buradan alıp bambaşka diyarlara götürüyor sanki. Rüzgarın esintisini hissetmeniz, nehirin şırıltısını duymanız, Çifte Nine'nin bahçesindeki çiçeklerin kokusunu almanız mümkün. Bu bahçede yetişen mesajlar ise çok çok kıymetli. Aslı Kılıçaslan, yardımlaşmanın ve üretmenin ne kadar kıymetli olduğunu o kadar tatlı bir dille anlatmış ki, okurken yüzünüzde istemsiz bir gülümseme oluşuyor. Kitabın en etkileyici yanı ise Çifte Nine’nin o derin sorgulaması: "Her gün bu bahçeyle ilgileniyorum ama bu boya geldiğinizi nasıl fark edemedim?" Çifte Nine, aslında sadece balkabağını değil, bahçesindeki diğer pek çok detayı da "bakarken görmediğini" fark ediyor. Tıpkı bizim gibi... Koştururken yanından geçtiğimiz güzellikleri, büyümesini izlediğimiz ama farkına varmadığımız mucizeleri hatırlatıyor bize.
Dev bir balkabağı, kocaman bir hayal ve sıcacık bir dayanışma hikayesi... Bu kitap, kütüphanemde çoktan özel bir yer edindi. Eğer siz de hayatın hızından yorulduysanız ve o eski, masalsı huzuru özlüyorsanız; Çifte Nine’nin bahçesine mutlaka uğrayın. İçinizdeki çocuğu elinden tutup o suluboya bahçelere götürmek için harika bir bahane.