Sabahattin Ali sevgimiz sorgulanmasın.Yazarın kısacık ömrüyle ilgili çoğu şeyi bilsem de Sabahattin Ali okuma isteğim bitmiyor.Her okuduğumda üzülmem de geçmiyor.
Sabahattin Ali’yi Ben Öldürdüm, kurmaca ile gerçeğin bir yolculuğu.Kurgu kısmında Sabahattin Ali cinayetini aydınlatmaya çalışan bir yazarın, kendi gerçeklerini aramasını bu arayışları karşısındak hayatına giren karakterleri de Sabahattin Ali romanlarından geçen kişiler üzerinde yapıyor.
Gerçek kısımda romanın sonunda Gökçer Tahincioglu, Sabahattin Ali cinayetinde bugüne kadar gün ışığına çıkmamış, cinayetle ilgili iddiaları doğrulayabilecek belgeleri açıklıyor.
İnsanlar öldüğünde izlediği filmler ne olur bilmiyorum. Dinledikleri şarkılar, içlerinde biriken özlemler. Okudukları kitaplar boşa mı okunmuş olur misal? Bir kuş gibi çırpınan kalpleri, ısındıkları bahar güneşleri, ciğerlerine çektikleri taze çimen kokuları. İlk sonbahar yağmurlarıyla gizledikleri gözyaşları. Yalnızlıktan üşüdükleri kışlar, kederi gizlemek için saklandıkları çocukluk gülüşleri, sadece yalnız olmadıklarını düşündükleri için imrendikleri insanlar…”