Kadın ve erkek arasındaki ilişkinin metafizik temellendirilmesi
Aristotales ruh gittiğinde bedenin hükmü kalmaz.Ruh sonsuz cisim sonludur der.
Aristo ve descartesin dediği gibi ruh bedeni idare eden genel bir ruhtan ve
fikirden
oluşur.Ruh kadında ,fikir ise erkekte vardır.Aristoya göre kadınlar eksik
erkeklerdir.Fikir cevheri eksiktir.
(kadınlar büyük işler için yaratılmamıştır.-Arthur scopenhauer)
Peki sizce gerçekten böyle mi
Benim kabul ettiğim Muhyiddin İbnül arabinin görüşüdür.Kadınlar fikir bakımından 1
derece eksiktir fakat
Kadının gücü erkekten daha büyüktür.
Fikirde bir cevherdir kadın fikir cevherinde eksiktir.Genel cevherde
kadın daha üstündür.
Nitekimki imamı rabbani kadına verilen esmalarda özellikle ez Zahir
esmasında eriyip gittiğini söylüyor.Bir ateş düşünün bu ateş seni yakıyor.
Halbuki bu ateşin aklı yok fikri yok.
(FikirXHayal gücü arası geçişle bu değişimi azsonra anlatıcaz)
İşte kadının gücü de öyledir.
Zeka
dediğimiz şey hayal gücü X fikirden oluşur.Biri 0 olursa zeka yine oluşmaz.
Hayal gücü kadında
fikir ise erkekte vardır.Einstein zekanın gerçek gücünün hayal gücü olduğunu söyler
Kant ise eğitim üzerinederoman kitaplarının hafızayı zayıflattığını anlatır john locke ise şöyle bir itirazda bulunur.
Hayal gücü inandırmada güçlü olsa bile fikir olmadığı zaman kendini kandırmaktan
başka işe yaramaz.Bu fikre göre Kadının daha zeki olduğunu ama
kendilerini kolay kandırdıklarını
söylemek mümkün.
Artık erkek ve kadın tanımları değişiyor.Önceden erkeklerin
hegemonyalığından şikayetçiydik şimdi kadınların.Kadınlar toplumda
egemen hale gelmeye başladılar.Allahüteala er rakib ismiyle erkeklerin
saltanatını yıktı.Ama bu demek olmuyorki kadınların egemenliğide saltanatını
sürdürecektir.Zamanı gelecek kadınlarında saltanatı yıkılacaktır.
Carl gustav jungun
dediği gibi kadınlar eril işlerde çalıştığında nevrozla sonuçlanır.
Kadın fıtratının
aksi işlerde çalışır ya da davranışlar sergilerse bu sefer erkek karşısında
kadın görmez erkek görür.Erkek gibi olan şeyde çekiciliğini yitirmeye mahkumdur.
Konu bence narşizme gidiyor(Azsonra ele alıcaz) acı çektirmekten zevk alan
acı çektirerek kendine bağımlı hale getirmeye çalışan insanlardan bahsediyorum..
Buarada yanlış anlaşılmasın kadının itaatkar olmasından bahsetmiyorum fıtratı
üzerine merhametli,kibar olmasından bahsediyorum.
Şahsen ben öfkeli bir kadın ve erkeği hayatımda istemem.
Bir deliyle baş edebilir misin?
Aynı mevzu ilişkilerdede mevcut maalesef
toplumda şuan erkeklerin kadınlara hakimiyet kuramamasını
görüyoruz.Kadınların bu hale gelmesi erkeklerin suçu muydu yoksa sadece
feminizmmiydi?(Azsonra ele alıcaz)
Bunun tam tersi versiyonlarıda vardır.Erkeksi ve kadınsı beyinler..(FikirxHayal gücü arası değişim)
Fikir ya da hayal gücü kullandıkça gelişen bir zeka türü.
Kadınlar eski uygarlıklarda eğitimsiz kaldığı için hayal gücünün yanında
fikirlerini
kullanamıyordular.Şimdi her ikisinide kullanan kadın erkeğe fark atıyor.
Sorun şu erkek kendisinde eksik olanı kullanmayı nasıl başarır?
Kadın fikri kullanmayı
başardı çünkü.(geçişlerde
birinin iqsünün düşmesi
olasılığı mümkün)
Kullanılmayan bir şey nasıl gelişebilir.Burda kadınların akılsız oldugunu
söylemiyorum ama eski uygarlıklarda topluma entegre olamadıklarının bir sonucu
olarak söylüyorum.
Çünkü beyinde Hayal gücü arttıkça fikir azalıyor.(Tersi kadın için geçerli)
Peki sorun anima animus geçişlerinde miydi?
Peki ya bu fıtrata aykırıysa hiç bunu düşündünüz mü?
Vücudumuz bile muhafazakardır.Onun bile sodyum potasyumun değer aralığı vardır.
Bazı değerlerin üstüne çıkmak ya da inmek sağlığa zararlıdır.
Örneğin
Kadının erkeksi davranması testesteronunu arttırır erkeğinde kadınsı davranması
östrojenini..(Böylece stres daha fazla artar)Kadınların
eril işlerde çalışması testesteronunu arttırır.
Erkeksi ve kadınsı yanlarını dengeleyemeyenler
hem eşinin kendisine hem de kendisinin eşine olan tutkusunu öldürmeye neden olur.
Kadının anlattıklarının dinlenilmesine,Erkeğin de takdir edilmeye ihtiyacı vardır
Kendi kadınsı ve erkeksi yönüne ulaşabilen insan ,incitmez..
Çekici insan anima ve animusuyla bağdaşmıştır.
idealer nasılki fenomenler dünyasına girmek istiyorsa
İki aşığında kavuşması bu denli bir arzudur.
Adem alemin güzelliklerini havvayı temaşa ederek buldu.Havva ayna nispeti
gördü bütün güzellikleri alemi onda seyretti..Ve bir şey bakanın karşısında ayna
gibi parlak
olursa bakan onu değil kendini gördü..
Herşey dengedir erkeğin fazla kadınsı yanına yaklaşması,
kadınında erkeksi yanına yaklaşması ilişkileri içinde çıkılmaz bir hale getiriyor
Güçlü kadınlar genellikle erkeklerin kendilerinden korkmasından dolayı
yalnız kaldıklarını söylüyorlar.Kendi içindeki erkeksi ve kadınsı yanlarını doğru
dengeleyebilen bir kadının bu problemle karşılaşmayacağını düşünüyorum.
Buradaki problem kadının kadınsı yanını baskılamasıdır.
Kadın erkeksi yanlarını dışa vurduğunda erkeksi bir erkeğe çekici gelmeyebilir.
Erkeksi yanlarını dışa vuran bir erkek kadınsı yanlarıyla bütünleşen bir kadını
isteyebilir.
Kadınsı erkekler erkeksi kadınlara,Erkeksi erkekler kadınsı kadınlara çekilir.
Burada carl gustav jungun dediği gibi erkeğin, ruhunun yansımasını tereddüt etmeden
kabul edebileceği bir kadın elde etme eğilimi göstermesinden kaynaklıdır.
Bu sayede kendisi gibi varolmaya devam edebilir.
Testesteronu artan östrojeni azalan Kadının dokunma ve cinsel isteksizlikleride ortaya çıkar.
Freuda göre fahişe bir kadın daha çekicidir ama değersizdir
namuslu kadın çekici değildir ama daha değerlidir.Kadının değerini cinsel
açıdan kusursuzluğu belirler.
çıplaklığın/cinselliğin çabuk doyurulduğu dönemlerde aşk yaşanamaz olmuş bu yüzden
geleneksel dirençler devreye sokulmuştur.
Kadın nasıl bu kadar erkeğe hakimiyet kurmaya başladı
Kadın nasıl bir erkekten korkar?
Şahsen ben tikellerimi kolay bir şekilde kavrayacak kadından korkarım.
Bu da demek oluyorki kadın tikelleri daha kolay kavrıyor ve hatta tikeller
zekanın gerçek gücüdür.
erkekte ise tümellerdir..Burda asıl sorun tikel/tümel arası geçişin zorluğudur.
Ve Önemli olan tikelleri kavrarken yapısını bozmamak aradaki geçişi iyi
sağlamaktır.
Konuşmanın yanlış ışıltılarından ve süslerinden korunmak için söylenen terimi
sürekli akılda tutmak ekleme
ya da çıkarma yaptırtmamak gerek.Söylenen
şey kendi içerisinde tezatlık barındırıyorsa muhaldır
Sohbet etmekte böyledir
Zaman zaman zehirli olan bu tikellerdeki atlayışla sohbet de anlamını yitirir.
Ve konuyu anlaşılmaz,problemli birşekilde bize sunar..
Kadınlar tikelden tümele geçerken zorlanır
Erkekte tümelden tikele geçerken zorlanır
gustav jung kadında erkeksi bir bilinçaltı animus(Fikir),erkekte ise kadınsı
bir bilinçaltı anima(ruh) olduğunu söyler.
kadında animusun fikir atmak için ortaya fikir attığını tamamen yerli
yerinde bir konuşmayı en ücra köşeye çekerek konuyu saptırıp insanı çılgına
döndürecek kadar rayından çıkarıvereceğini ya da sadece erkeklerin damarlarına
basmak içgüdüsüyle hareket ettiklerini söyler.Anima(ruh) mantıksız davranışlara
neden olur animus ise mantıksız fikirler ortaya atar.
Kadınlar içsellikte sürkeli animisu fikiri üretiyor erkek anima ruhu üretiyor
Erkek ruha yaklaşıyor kadın fikre erilliğe
O vakit Ruha yaklaşan erkek kadını
anlamasına rağmen yanlış yönelimle Erilliğe yaklaşan kadın
erkeği anlamıyor demektir.Anlasa bile anlayamaz eyleme yansıyan bir
şey nasıl anlaşılsın
O vakit bu nitelimdeki kadınlar nankör,ikiyüzlüdür
Yapılan görüşe itiraza tahammül edip ölçüp tartıp itiraz edemiyorsak kişiye
hükmeden önyargıdır.
Animusta animada birbirlerine göre bazı cevherler bakımından eksiktir.
Her iki cinsiyette psişik bir
birleşme arayışındadır.Bir başkasının bilinçaltı diğerinin bilincinden girdiği zaman
karşılıklı hayranlığa da sebep olabilir.
Dişi cinsiyet taşıyan anima erkeğin bilincini animus ise kadın bilincini telafi eder.
Ve bazen Bir kişi bilinçaltınıza girdiği vakitte
kötü şeylerle birlikte iyi şeyleride mahvedebilir
Bilinçaltıyla teması ise anima sağlar.
Ancak ,Sana benzeyen birinin bilinçaltının derinliklerine girebilirsin
birinin kütlesi diğerinden fazla olabilir...
Bilinç farklılıkla uyanır.Bunun en kolay yolu düşüncelerin antitezini
üretmektir.
Ve bazende Animusunla animasına girdiğiniz birinin animasını alırsanız
animusunuzun birazını hediye edersiniz.İnsanlar arılara
benzememelidir çünkü onlar canlarını soktukları yarada bırakır…
İnsanlar uzun süre yanlış yönetilmeye gelemezler.
İlişkilerde en büyük sorun kişinin önyargılarını kullanıp
ilk bulduğu bir nedene sarılıp bunu size aktarmasıdır...
Bu yüzden bazı kadınlar 2-3 nedenden dolayı kendince haklılığını ilan etmiştir.
Zihin ilk karşısına çıkan güce teslim edilmemelidir.
Gazalinin filozofların tutarsızlığında bu konu hakkında çok güzel bir sözü vardır,
Bir taklitten öbürüne geçmenin delilik ve budalalılık olduğunun farkına bile varamadılar..
Kabul eden 10 adım gider ilerlerde kabul etmeyen 100 adımda
gitse ilerleyemez..
İlişkilerde aşşağılanıyor kötü davranılıyor olabilir ama
sorumluluk almayarak işleri dahada kötüleştiriyor olabilir miyiz?
Denizde dalga misalide olsa ilerlemektir önemli olan..
Kadınların genelde yaptığı retorik: çıkara yönelik argümandır.
Haklı çıkma sanatında bazı kurallar vardır.
Bilgi yoluyla yanlışı düzeltmek zorundayız.
Daha iyisini göstererek yanlışı telafi edebiliriz
Birinin bir başkası hakkında kötü konuştuğu iddia ediliyorsa söz
konusu kişinin konuşmadığını ispatlarsak kötü konuşmadığını da ispatlamış
oluruz.Karşı tarafın iddasını geniş tutup kendi iddiamızı dar kapsamda tutarak
yanlışa açık hale getiririz.Bizim söylediğimizi genel hale getirilirse
ben bukadarını söyledim demeliyiz.
Başka bir örnek olarak Türkler dramayla öne çıkan ulustur dersem.
Karşı tarafta Müzikte operada hiçbirşey başaramadıkları ortada derse.
Müziğin dramanın kapsamına girmediğini dramanın yalnızca trajedi
ve komediğini belirttiğini hatırlatarak onu savuşturabiliriz.
Karşı tarafa onun iddasının yanlış kendisin doğru olduğu
ispat edilerek konuşulmalıdır.
Birşeyi ispat etmektense karşı argümanın zayıflığını göstermek
mantıkta önemli olan
-Tabağı götür
+Götürür müsün
Özellikle din konusunda bizim katılmadığımız konular varsa bu dinin görüşlerini
karşı tarafa argüman niteliğinde sunabiliriz.
+Toplum içinde soyunurum hertarafımı açarım
-Açta görelim
Retorikte kasten zorluklar çıkartılabilir
Ya da
+medeniyet açılmakta
-O zaman taş devrinde yaşayanlar bizden daha medeni gibi..
Karşı tarafın kullanmaya çalıştığı argüman üzerinden vurulabilir.
-O çocuk yaptığı şeyleri mazur görülmeli
+Çocuk olduğu için uyarılmalı ki birdaha yapmamalı.
Karşı tarafı organize birşekilde gülünç hale getirmek ya da
uzun bir açıklama yaptırarak kolay bir şekilde dinleyici bulamaması
sağlanır.
Konuşan kişi aklı etkilemek yerine güdüleri etkiler ve böylece ortak
çıkarlar varsa
konu bütünlüğü sağlanır ve başka görüşteki dinleyiciler baskılanır.
Karşıdaki kişiyi küçük duruma düşürmek için fikrinin büyüklüğüne
inanıyormuşçasına
açıklama yapılabilir,Ya da daha fazla gevezelik ederek mahsusattan
yoksun bırakılabilir.
Karşı tarafın üstün olduğunu haksız çıkacağımızı farkettiğimizde kabalaşırız.
İlişkilerde bilgi ve zeka bakımından eşit olmak önemlidir.Eğer kişilerden birinde
bilgi eksikse her şeyi anlayamaz.Zeka eksikse bunun verdiği kızgınlık onu kurnazlığa,
sahtekarlığa iter.
Karşı taraf öfkelendirilirse doğru kararlar verilemez.
Birinin tanrıya bağlanma dediğine karşı taraf bağnazlık der
Ya da çatışmaya savaş der.
Karşı tarafın söylediği bir sözü nefret edilen bir tarafa çevirilebilir.
//Feminizm
Feminizm ilk çıktığında kadın haklarını savunuyordu kadınlar da güçlüdür
kadınlar da her işi yapabilir
kadınlar da her yerde olabilirler..
sonrasında ise büyük bir aşınma büyük bir yıpratma yaparak
kadınları erkeklerin yapamadığı işleri de kadınlara yaptırarak
kadınları dişilikten çıkarıp iyileştirince kadınlar da dediler ki
bizim bir erkeğe ihtiyacımız yok ve kaos çıktı...
Eski uygarlıklarda ise erkek evin ekonomisinin tek direğiydi.
Herşey erkeğin cüzdanına bağlıydı böylece kadın ilk ruhsal iktidarsızlık darbesini
yemişti.Günümüz toplumumuzda ise kadının gelirinin olması erkeğin tek taraflı
otorite kurma imkanını elinden alıyor.Günümüz toplumlarında kadınların erilleşmesi,
çocuklarının değişen anne/baba figürü karşısında etkilenip toplumda ona göre
rol model almaya itiyor.
//Adem x Havva meselesi
Havva ademin sol kaburgasından yaratıldı.O sol kaburga(parça) sevgi ve düşkünlük demektir.Ademin sol kaburgası boş kalınca Allahüteala oraya Havva’ya arzuyla donattı.
Ademin Havva’yı sevmesi Yani bütünün parçayı sevmesi kendisini sevmesidir.
Kendisinden bir parça çünkü.Havva’nın Adem’i sevmesi ise vatan sevgisidir.
Çünkü parça bütüne hasret duyar..
Cennette yenilen elma konusunda ise elmayı yemeyi havva istedi .
Allahüteala ise ikisine birden ceza veriyor:
Havva dünyada doğum yaparken acı çekeceksin ve her ay senden kan
getireceğim çünkü elmayı sen istedin.Adem sen ise hakkın olmayan elmaya
el uzattın dünyada çalışmadan emek vermeden kazanç elde edemeyeceksin....
//Tıp
Kadın beyni bilgiyi sol beyinden sağa götürüyor bu yüzden corpus collesumları kalındır.
Erkek beyni ise önden arkaya doğru iletiyor.Bu kadın beyninin geç algılamasına neden olur.
Fakat tamamiyle sözel bir beyin verir.Erkekte ise sol beyin aktiftir.
Bölgeye göre nöronun içindeki dendrit ve aksonlardaki gri cevherin arttığını hayal
edin.Kişide sol beyninmi sağ beyninmi daha baskın olduğu daha iyi anlaşılır.
Erkekte ise parietal lob daha gelişmiştir.
Temporal-Parietal lob arası bağlantı fazladır.Bu erkeklerin 3 boyutlu/uzaysal algılarını
geliştirir.
Testesteron erkeklerde dendritleri yavaş bozuyor yavaş yapıyor.
Bu yüzden erkekleri değiştirmek zordur.Bir erkeğe bir yere gideceğinizde gitme der.
Erkekler öğrenir ama zor unutur.
Östrojen ise dendritleri kadında hızlı bozuyor hızlı yapıyor.Kadına bir şey sorduğunuzda yap kızım der.
Yapımıda yıkımıda kolaydır.
Kadın beyninin prefrontal korteksi daha erken olgunlaşır fakat budanma dediğimiz
olay gerçekleşir.Yani işe yaramayan dendritler yıkılır.Erken olgunlaşsada erken yaşlanır...
Kadınlar bir maddeyi isterken beyin kabukları daha aktiftir.
Kadınlar bir stresi bastırmak için kendi kendini tedavi edebilirler.
Ağızlarına sakız almaları bunun örneğidir.
(Takıntılı,Ya da kendini tedavi eden kişilerde belli bir olaya ait nöronlar birlikte ateşlenir.)
Mao antidepresanları vardır bunda a ve b geni vardır.A geni
Başarılı ve iş takibi yapan savaşçı
kişilerde bu gen aktiftir.Örneğin kafkaslarda bu fazladır.
Epiegentik mevzusundanda bildiğimiz gibi
atalarından takıntı geni geldi ama sen güzel
bir ailede büyüyorsun böyle olduğunda dna methil gelip senin
takıntı genini kapatıyor.Tam tersi sevgi genin var diyelim takıntılı
bir ailede büyüyorsun bu sefer dna methil gelip senin sevgi genini
kapatıyor.Asetilde açar.Ders çalıştığında zeka genlerin aktif olur.
Namaz dahil yaptığımız her hareket hal ve davranışın gene etkisi vardır.
Yani kötü bir durumla karşılaştığında sevgi yerine
başka tepkiler verirsen takıntı,öfke genlerin çalışır.(Dna methilation)
Erkek beyninde Mpoa(Hipotalamusta bulunan cinsellikle ilgili alan ereksiyon),
Temporal parietal bağlantı(Çözüm arayıcı),Hipotalamus dorsal premamiller nükleus(Çöplüğünü
koru bölgesi,sınır ihlalleri),Amigdala,Rostral singulat bölge(Sosyal onaylanma
veya redd),VTA (motivasyon merkezi),Periakuaduktal gri bölge(İstemsiz zevk ve acı)
büyüktür
Kadın beyninde Ayna nöron(Empatik nöronlar yüz ifade,ses tonu söze dökülmemiş
duyguları anlama),Anterior singulat korteks(Hatalardan ders çıkarma bölgesi),
Prefrontal korteks,İnsula(Sezgilerden sorumlu merkez,korku anında da aktif olur),
Hipotalamus(Hormonal şef),Hipofiz bezi(Doğurganlık hormonları),Hipokampüs(dil,hafıza) büyükür.
Ve Dorsolateral akıl ventrolateral ahlak bölgesidir bu bölgeyi davranışlarımıza göre şekillendirmemiz mümkündür.
//Narşizm
Bir narşistle başa çıkmaya çalışan kişi
cezaevlerinde işkence gören insanların yaptığı gibi yapacak.
Daha fazla acı
çekmemek için algılarını kapatacaktır..Narşizm aslında acı çektirmekten zevk alan
karşıdaki insanın kusurlarını vurarak kendisine bağımlı hale getirmeye çalışmaktır.
Spinozanında dediği gibi
Mükelleşme arayışımızın aslında tek bir nedeni vardır kavrayış eksikliğimiz.
İnsanlar küçümsenir ama küçümsenen aslında kendi benliğidir.
Narşist bir ilişkiyle karşılaştığınızda bazen her şey için çok geçtir
Kurtuluşu bir başkasında görmek yıkılmanın en güvenli yoludur..
Narşist insanların kendilerine olan sevgileri dışarıdan bakana sevgiyi
hak ettiklerini gösterir aslında tam tersidir...
Oğuz atayında dediği gibi Kendi kusurlarını çözemeyen bir kişinin,
kusurlarının acısını başkasına çektirmeye hakkı yoktur..
Siz suçlu hissetmeye devam ederken karşıdaki kişinin sorunu hala sizde
görmesi ne acıdır..
Narşistlerin burda aşmaları gereken en büyük problemleri her şeyi hatırlamalarıdır.
Her şeyi hatırlamak saplantıya ve deliliğe yol açar.Bilmelidirlerki korku ve
manipülasyon
üzerine kurulan zorbalık eninde sonunda kendi içinde yarattığı zehirden ölür..
Narşistlerin düzelmesi için bazen daha büyük bir acı tarafından imtihana tabi
tutulmaları gerekebilir..
En büyük sorunlardan birtanesi de herşeyi yaşayıp yaşatıp hiçbir şey olmamış gibi
davranmalarıdır...
Seni yokluğa götüren biri elde edeceğin hazzı üzerinde tutar çünkü senin gözünde
artık varlık değerli konumda ve onda görünebilir olmuştur.
Son olarak sizi narşizm hakkındaki bazı özel yazılarla başbaşa bırakıyorum:
Engin geçtan:
"İnsan kızgın olduğu için diğer insanlardan korkar, insanlardan korktuğu
için de onlara kızar. Kızgın
insan, «Nasıl olsa beni engelleyecekler ya da reddedecekler!» beklentisi
içinde öylesi davranışlarda
bulunur ki, çoğu kez gerçekten de engellenir. Bu kez, «İstenmediğimi zaten
biliyordum!» biçiminde
yaşanan bir duygu, kızgınlıkları daha da pekiştirir ve böylece bir kısır
döngü oluşur. Düşmanca duygular
taşıyan bir insan, bilinçli düzeyde insanlar tarafından kabul edilmeyi
isterken, bilinçaltında bunun
gerçekleşmemesini ister. ilk bakışta bu çelişki yadırganabilir. Ama düşmanca
duygular taşıyan bir insan
gerçekten kabul edildiğini fark ettiğinde, «istenmediğimi zaten biliyordum!»
senaryosu da geçerliğini
yitireceğinden, düşmanca duygularıyla yüzleşmek zorunda kalır ve bu kez suçluluk
duyguları yaşar. Bunu
yaşamamak için de kabul edildiği durumları bozmaya ve kendi senaryosunu
gerçekleştirmeye çalışır. Bu
mekanizma bilinçdışında işlediğinden, ortaya çıkan durumları aslında kendisinin
yarattığını fark edemez."
Reddedilmekten korkan insan, en açık ve sıcak bir kabul
gösterildiğinde bile reddedildiğini kanıtlayacak belirtiler arar,
bulamazsa da yaratır.
Adler:
Hükmetmeyi seven, aklını üstünlükle bozmuş birey, kendine eş olarak zayıf bir
insanı değil, boyun eğdirmek için tekrar tekrar mücadele edebileceği ve
her bir boyun eğişiyle yeniden zafer duygusunu tadabileceği birini seçer.
Sandy hotckiss:
Bazen tüm dünya başkalarını hiç düşünmeyen, herkesi kendi çıkarları için kullanmaya
çalışan insanlarla doluymuş gibi görünür. Sanki onların ihtiyaçları herkesinkinden daha
önemlidir ve başkaları derhal bunları karşılamalıdır. Büyük resmi göremiyor veya önceliğin
neden
kendileri olmadığını anlamıyor gibidirler. Her ne kadar çocukça beklentilere giriyor olsalar da,
bunlar karşılanmadığı zaman büyük bir öfkeye kapılır veya acınacak bir umutsuzluğa düşebilirler.
Çoğu zaman durumu daha da kötüleştirmemek için bu insanlara teslim oluruz.
Narsisistlerin sergilediği tutum ve davranışlar karşılaştıkları insanlarda
farklı duyguların uyanmasına yol açabilir. Bu kişilerle etkileşime girdiğinizde
onların gerçeği çarpıtmaları, kendinizi sorgulamanıza ve algılarınızdan şüphe
duymanıza neden olabilir. Utanmazlıkları,
kibirleri ve kendilerinde hak görme
duyguları sizi sinirlendirebilir veya kalbinizi kırabilir. Onların kıskançlıkla
baş etme şekilleri kendinizi zayıf hissetmenize neden olabilir ve öfkeleri
, istismarları ve zayıf kişilerarası sınırları sizin korkmuş, çaresiz bir şekilde
kırılgan
ve haklarınız ihlal edilmiş gibi hissetmenize yol açabilir.
Narşistler kendi narsisizmlerini kabul edemeyecek kadar utanca karşı
tahammülsüz oldukları ve çektikleri acılar için başkalarını suçlamaya daha
yatkın olduklarından, ruh sağlığı uzmanlarının dikkatini hiçbir zaman çekmezler.
Yardım aradıklarında bile,
mevcut sorunlarının altında yatan Narsisistik
Kişilik Bozukluğu'ndan ziyade, depresyon, anksiyete, ilişki problemleri
veya işle ilgili stres için tedavi alma ihtimalleri daha yüksektir.
NARSİSTLER ASLA KENDİ BAŞLARINA ayakta kalmayı öğrenememiş olan bireylerdir.
Kusursuzluk hayalleri, kendilerinde bulunmayan şeylere duyduğu kıskançlık ve
kabullenmediği aşağılanma korkusu dışında içleri bomboştur. Bir ilişkiye
getirecekleri gerçek bir benlikleri yoktur, fakat içlerindeki boşluğa eşlik
edecek birini umutsuzlukla ararlar, çünkü duygusal dengelerini korumak için
yardıma ihtiyaçları vardır. Bu iş için en ideal aday, kendi kırılgan narsist
egolarının bir parçası haline gelecek bir objedir. Onu ister aşağılayacak
ister takdir edecek, çoğu zaman ikisini birden yapacaktır. Onların kapılarının
üzerinde şu yazar:
Buraya Giren Her Kimse, Benliğini Geride Bıraksın.
Kimse reddedilmiş bir narsisist kadar öfkeli olamaz.
Narsisistin gözünde kıskançlık da tıpkı utanç gibi, tahammül edemediği aşağılık bir duygudur.
Kıskandıklarını kendilerine itiraf etmek yerine içlerindeki
kötü duyguları başkalarına yıkarak bunlardan kurtulmaya çalışırlar.
Narşistler çektikle ri acılar için başkalarını suçlamaya daha yatkındırlar
Narsistin büyüsel düşünmesi, başkalarını kullanmaya daya lı bir idealleştirme ve utançlarını
yığarak başkalarını değersiz leştirme ile küçük düşürme gibi çabaları, onun kendini önem siz ve
kusurlu göm1emek için başvurduğu bazı yöntemlerdir.
Narsistin bu taktikleri, en iyi ihtimalle, aranızda yakınlık ve onaylanma konusunda engeller
oluşturacaktır. Böyle birisiy le ilişki yaşarsanız, gerçekte olduğunuz kişi için sevilmenin ve
takdir edilmenin neye benzediğini asla öğrenemezsiniz. En kötü ihtimalle ise, narsist kişinin
gerçekleri çarpıtmada ardı arkası kesilmeyen çabaları kafanızın karışmasına sebep olup, kendinize
olan saygınızı zamanla ortadan kaldıracaktır.
Sizi narsistik ağ larına çekerlerken, çoğu zaman karmaşık, renkli ve heyecan verici kişiler
olarak gözükürler.
Her ne kadar çoğu yalnızca kazanacaklarını bildikleri yarışlara girseler de, narsistler için
her türlü rekabet,
üstünlüğünü kanıtlamanın bir yoludur.
Cristophe andre:
Bağımlı kişi, tek başına hareket etme konusundaki yetersizliğine gitgide kendini daha fazla
inandırarak bir süre sonra gerçekten yetersiz duruma gelir. Uyguladığı risk almama, girişimde
bulunmama ve her türlü ilişkiden kaynaklanabilecek
çatışmalardan kaçınma stratejisi
onu gerçekten güçsüz kılar..
Narşizmde ise Nicelendirme, kesinleştirme, mükemmeli arama.
Kendi görüşünüzü saplantılı bir kişiye kabul
ettirmenin en iyi yolu da budur.
Histriyonik oyuncu kişilikler ilk başta çok çekici görünebilirler, ancak aşırı gösterileri,
mizaç değiştirmeleri, ilgiye olan susuzlukları birlikte olduğu kişiyi yorar ve ondan uzaklaşmasına
yol açar.
Kişiliğini değiştirmek amacıyla bir kişiye hayatı boyunca ilaç verilemez.
Evlilik terapi uzmanları, bağımlı kişiliklerin isteyerek sahiplenici ve hükmedici hasta kişileri
eş olarak seçtiklerini gözlemlerler. Dayak yiyen kadınların ya da alkolik erkeklerin çoğunluğu
bağımlı kişiliklerdir.
Çoğunlukla rahatsızlık veren bir davranışı önlemenin en iyi yolu, tersi davranışları alabildiğince
desteklemektir.
Çelişki öfke uyandırmamalı, dikkat çekmelidir.
Birini eleştirmemek, onun düzelme şansını elinden almak anlamına gelir.
Genelde zor kişilikli biri, zevkinden değil, korku duyduğundan sorunlu davranır.
Endişeyle hareket eder.
Karen horney:
Gerçekte insanların bizi sevmesi genelde çok korkunç derecede önemli değildir. aslında sadece
belirli kişilerin bizi sevmesi önemli olabilir. böyle kişilerin haricinde sevilip sevilmememiz
pek de önemli değildir.Ama nevrotik kişiler; varlıkları, mutluluk ve güvenlikleri sanki
sevilmeye
bağlıymış gibi hisseder ve davranır.
Ara sıra, kocalarını taparcasına sevdiklerini duyumsadıklarını söyleyen kadınlarla
karşılaşabilirsiniz, ancak daha derinlemesine bir araştırma, kocaya yönelik temel bir küçük
düşürücü tavrı, kocanın yeteneklerini küçümseme, onun ilgi alanlarından ya da
arkadaşlarından
uzaklaşma, çok büyük parasal isteklerde bulunma ya da sessiz ama inatçı bir güç kavgası yürütme
gibi gündelik yaşamda ortaya çıkan küçük ama düşmanlığın oldukça
rahatsız edici belirtilerinin varlığını ortaya çıkaracaktır.
Wendy t behary:
Konuşurken her söze açıklama yaptırır; sıklıkla insanlar onu incitmeye, küçük düşürmeye
çalışıyormuş ya da ondan yararlanmak için fırsat kolluyormuş gibi hisseder.
Unutmayın, insanın damarına neredeyse hiç kimse bir narsist kadar basamaz.
Narsistler kendi güvensizliklerini sürekli olarak saklarlar. Böylelikle kimse onları incitemez,
aşağılayamaz, hayal kırıklığına uğratamaz veya bir daha kullanamaz olacaktır. Ancak bu sahte
gösterişin ardına gizlenmek, bu uğurda nice içten içe mutluluk ve üzüntüyle beraber gönüllerinden
geçen pek çok şeyi de bedel olarak ödeyecekleri anlamına gelmektedir
Narsistin tepkileri hızlı ve değişkendir. "Aptal duygusal ihtiyaçlarınız" için sizi aşağılayarak,
size bir şey istediğiniz veya bir şikâyetinizi dile getirdiğiniz için kendinizi mantıksız ve aptal
gibi hissettirmeye çalışabilir.
Değişim çaba gerektiren ve sinirlendiren bir girişimdir.
Narsistin cazibesi ve kıvrak zekası,sınırı aştığında oldukça hipnotize edici olabilir ve
sizi kendisini affetmeye teşvik edebilir.’
Narsistle ilişkili şemalar sıklıkla şöyle bir senaryodan doğar:
Bir çocuğun düzenli olarak eleştirildiği ve değersizleştirildiği, sevgi ve ilgiye
layık olmadığını hissettiği ve sonunda kusurluluk/utanç şeması geliştirdiği bir evde
büyüdüğünü tasvir edin. Bu çocuk aynı zamanda duygusal yoksunluk şemasına da tutulmuştur
çünkü onu büyütenler yeteri kadar ilgi,anlayış,koruma sağlamamışlardır.
Marion Solomon, “Narsisizm ve Yakınlık” adlı kitabında, narsisistlerin duygusal
olarak birisiyle birleşirlerse benlik hissini kaybedeceklerinden korktuklarını belirtiyor.
Narsisistler için yakınlık; boğucu ve tehlikeli bir meskendir.
Duygularını beni suçlamadan veya kırmadan nasıl ifade edeceğini bilmek senin sorumluluğun.
Başka türlü yapman kabul edilemez. Bu davranış bana ve evliliğimize karşı incitici oluyor.
Sonunda narsiste size karşı daha duyarlı olmasını söyleyecek olursanız, hokus-pokus!
Olasılıkla aniden gözden kaybolacaktır.
Değişime olanak veren tek şeyin, kendinizi ifade etmek ve olumlu etki
yaratan dinlemeye yönelmek olduğunu gördünüz ve bu yönde beceriler
geliştirdiniz.
Yani sırf birisinin daha önce gözünüzü
korkutmuş, sözlerinizin önemsiz olduğuna ve ne pahasına olursa olsun sessiz kalmanız
gerektiğine sizi inandırmış olması, bunların şu anda geçerli olduğu anlamına gelmez.
Bilmişliği ve havai duruşu kara tahtaya tırnak sürtercesine kulak tırmalasa bile, doğrusu işkence
çeken bu güzel ama küstah
Kadın, beğenilmek için can atmaktadır.
narsistin cazibesinin üzerinizde, duygularınızı zehirleyecek vazgeçmek bilmeyen bir gücü ve
kandırıcı bir tavrı vardır. Narsist, kendinizi onun dikkatini çekmek üzere seçilmiş biri gibi
hissetmenizi sağlayabilir.
Zihin algısı, narsistlerin yaşamlarında sıklıkla yeteri kadar geliştirememiş oldukları algısal bir
yetenektir.
Freud ve gustav jungla kapatıyoruz..
Freud:Doyuma ulaştırılmamış bir libido yüzünden nevrozlu bir yetişkin bunaltıları içinde bir çocuk gibi davranır.Yalnız bırakılır bırakılmaz,yani sevgisine güvenebileceği bir kimse bulunmadığı anda korkmaya başlar ve bunaltılarıın yenmek için en çocukça önlemlere başvurur.
İtiraf edilmemiş hiçbir his asla ölmez.
Bilinçaltı dediğimiz çöplük, tamamen ertelenmiş, bastırılmış hislerle doludur.
Hepsi orda öylece nefes alır ve bekler.
Acı vermekle haz duyan kimse,duyabileceği acıdan da zevk alma gücüne sahiptir
Bilinçaltında bastırılan duygular ve istekler,bilinçli olarak ifade edilmediğinde semptomlar
şeklinde ortaya çıkar
Zayıf yanlarımızdan güçlü yanlarımız ortaya çıkacaktır
Bir nesneye duyulan aşk içgüdüsü o nesneye sahip olacak gücü de ister,kişi
nesneyi kontrol edemeyeceğini hisseder ya da kendisini nesnenin tehdidi altında hissederse ona karşı olumsuz tavırlar sergiler
Freud kadınlar hakkında şöyle söyler fahişe bir kadın daha çekicidir ama değersizdir
namuslu kadın çekici değildir ama daha değerlidir.Kadının değerini cinsel
açıdan kusursuzluğu belirler.
Ve çıplaklığın/cinselliğin çabuk doyurulduğu dönemlerde aşk yaşanamaz olmuştur bu yüzden
eskiden
geleneksel dirençler devreye sokulmuştur.
Gustav jung:
Bilinç acı olmadan doğmaz
İçsel dünyaya uyum gösterememe dış dünyada cahillik ya da aptallık gibi ciddi sonuçlara
yol açan bir ihmalkarlıktır.
Bazı şeyleri bilinçli hale getirebilmek için ışık kadar karanlık yollarıda görmeliyiz.
Dişiliğin cazibesini derece derece yitirmek nevrozla sonuçlanır.
Rahatsız eden kişi rahatsızlık içerisinde ıskışmış kendisidir
Kadın erkek tarafından tasarlanmış iş koşullarında çalıştığında erkek gibi dünyanın
tüm şoklarına maruz kalır.
Kadın, gizli amaçlı pasif bir tutum sürdürerek, erkeğin amaçlarını fark etmesine yardım eder ve bu şekilde onu tutar. Aynı zamanda kadın, kendi sıkıntıları içerisinde sıkışır, başkalarının kuyusunu kazan her kimse, önce kendisi oraya düşecektir.
Eğer kişi kendi içinde karşıcinsi yaşıyorsa kendi arka planında yaşıyordur ve kişinin gerçek bireyselliği acı çekmektedir. Bir erkek, erkek olarak yaşamalıdır, bir kadın da kadın olarak. Her iki cinsiyetteki karşıcins unsur, bilinçdışına tehlikeli bir şekilde yakındır.
Bilinci en üst derecede etkileyen şey, erkekte lunar anima, kadındaysa solar animustur.
Bir erkek kendi animası olduğunun çoğu zaman farkında ol masa bile enteresan bir biçimde karısının animusu olduğunun gayet farkındadır; aynı şey karısı için de geçerlidir.
Bir erkek yüksek sesle şarkı söylediğinde kız o erkeğin yüksek oktavda sesi olduğu için harika bir ruhsal karakteri olduğunu sanır ve bu kişiyle evlenince de korkunç bir hayal kırıklığına uğrar. işte bu, animus'un arketipidir.
Yalnızca erkekler duyarlıdır; bir kadın esasında animusu ile arası iyiyse hiç duyarlı değildir. Duyarlılık bir zayıflıktır, göz yummadır, daima düşük duygunun bir işaretidir. Bazı insanlar harika duygulara sahip olduklarını düşünürler çünkü gözyaşları sel olur. Sinemaya gideriz ve ağlarız. Duygu dolu değil miyiz yani? Ne demezsiniz!
Erkeğin bir kadını ilk kez gördüğü zaman hemen aşık olmasına ve derhal işte bu o diyerek
onu tanımasıan yol açan animanın varlığıdır.
Nitekim, bir erkeğin aşık olacağı kişiyi seçerken, kendi bilinçdışı kadınsılığıyla en fazla örtüşen kadını kısaca,erkeğin ruhunun yansımasını tereddüt etmeden kabul edebilecek bir kadın elde etmesinin nedeni işte budur.
Bir erkek olarak ruhun yok çünkü ruhun kadında, bir kadın olarak ruhun yok çünkü ruhun erkekte. Oysa insan olduğunda ruhun sana gelir..
Nevroz kendi anlamına ulaşamamış bir ruhun acı çekmesidir
İki kişinin buluşması iki kimyasal maddenin teması gibidir:Bir reaksiyon varsa ikisi de dönüşür
Tüm akıl hastalıklarının temelinde meşru acıları yaşamayı reddetmek var
Freud hastalarının duygularını bastırmasının cinsel bir travma olduğunu söyler.
Gölgesi tarafından ele geçirilen bir insan daima kendi ışığını keser ve kendi tuzağına
düşer.
Açıkca anima ayırlmayı dayatmaktadır.Bu eğilim hiç kimsenin çıkarına değildir.
Yüzlerce hasta tedavi ettim . Hayatlarının ikinci yarısındaki ( yani 35 yaş üzeri) hastalarım arasında , problemi , son çare olarak hayata dini bir görüş getirmek olmayan bir kişi bile yoktu .
"İnsan ancak severse yani karşısındakinin içnideki sevgiyi canlandırabilirse sevilir.."
Ekleme:Kadın tikelden tümele geçerken sağlıksız erkeğe olayları aktarırsa adam kadına deli gibi bakar.
Erkekte tümelden tikele geçerken tümeli abartırsa
Megolaman olur