Dan Brown'dan 8 yıl sonra umutların artık kesildiği anda beklenmedik bir dönüş. Yeni kitabı var mı acaba diye 2024'te araştırma yaptığımda çocuk kitabı çıkardığını görünce herhalde artık bıraktı bu işleri diye düşünmüş umudu kesmiştim ta ki ansızın
Kitapyurdu'nda yeni çıkanlar listesinde bu kitabı görene kadar. Beklediğimize değdi mi acaba diye merak edenler artık yoktur gurmelerin çoğu okumuştur herhalde diye düşünüyorum ama yine de söyliyim. Evet canlar değiyor.
2005'te daha lise 1 öğrencisi bile değilken Melekler ve Şeytanlar kitabı ile tanıştığım(hala ilk 3üme girer çok çok severim) ve anlatımına, üslubuna ve dilinin sadeliğine ve akıcılığına bayıldığım Dan Brown'ın 20 yıl sonra çizgisini çok fazla bozmadan, yine gerçek mekanlarda geçen, yine birçok romanında olduğu gibi nerdeyse tüm kitabı 1 günde geçen ve bu nedenden ötürü temposu oldukça yüksek, 600 sayfayı aşmasına rağmen hiç sıkmayan kitaplar yazabilmesi çok güzel. O ilk tadı vermese de çok güzel.
Zira o ilk tadı verecek bir kitap yazsa bile biz o tadı alamayız artık çünkü büyüdük. Bu arada çok fazla kitap okuduk, gördük geçirdik. Köprünün altından çook sular aktı. Eskiden güzeldi canlar. Eskiler değil. Bu yüzden o tadı almayı beklemeyip beklentileri düşürünce yine marjinal fayda maksimizasyonu yaşayabiliyorsunuz. Hayranı olarak okuyacak olanlara naçizane tavsiyem budur.
Spoiler vermemek için azami çaba göstersem de olumsuz yanlarına değinmeden edemeyeceğim. Burda haliyle biraz spoiler olacak.
Dan reis kendi çizgisini koruyacam derken biraz tekrara düşmüş. Karakterlerin adı değişse de tipleme olarak hemen hemen aynı şeyleri gördük. Kendi adıma da vinci şifresi kitabındaki tipler ve kurgu ile çok benzerlik gördüm. Langdon'ı bu kitapta kovalayan Yüzbaşı, Da vinci şifresi'ndeki Bezu Fache karakterinin birebir aynısı. Golem diye adlandırılan Çkb'si bulunan karakter de Da vinci şifresi'ndeki albino Silas karakteri ile çok fazla benzerlik taşıyor.
Langdon karakterinin Dan brown ın süper egosu olması meselesine hiç girmiyorum bile :) bu zaten nerdeyse ilk kitaptan beri görülen bir durum. Dan Brown'ın 20 küsür yıllık eşi Blythe ile ayrılıp çapkın bekar erkek moduna girmesiyle beraber Langdon'da da benzer bir değişiklik oluşmuş. Kitabın farkı Langdon'ın sevgilisinin 34 yaşında bir at eğitmeni olmaması ve karısından bu sebepten ötürü ayrılmaması:)
Evet farkındayım konudan çok saptım ama kitabı okurken her kitabın başında eşine ithaf etme alışkanlığını bıraktığını gördükten sonra yaptığım araştırmalar ile nerden nereye geldim:) Hayatındaki bu değişiklik kitaba dediğim şekilde yansımış. Allah'tan keramet Blythe'ta değilmiş de genel kalite aynı düzeyde kalabilmiş. Langdon da hemen hemen Dan ile aynı yaşta ve sanki onun yaşamak istediği hayatı yaşıyor gibi. Bunlar benim gördüğüm benzerlikler. Yahu abicim ruh hastası mısın kitap incelemesi diye başladın nerden nereye geldin dediğinizi duyar gibiyim. Sabredin bağlayacağım. Şunu demek istiyorum
Yukarıda bahsettiğim değişiklikler yazarın anlatımına ve bazı yerlerde değişen görüşlerini net şekilde hissetmemize neden oluyor. Bunu da kitabın bir yerinde geçen, "Evrim hakkında bu kadar bilimsel gerçek(!) varken insanların hala soylarının Adem ve Havva'dan geldiğine inanması ne kadar garip" minvalindeki pasajdan anlıyoruz. Adem ve Havva inancına ahip olanları dogmatik olmakla itham edenlerin evrimi mutlak bilimsel gerçek diye kabul edip bilimsel eleştiri sunanları adeta aforoz edenlerden katbekat daha fazla dogmatik oldukları aslında çok daha su götürmez bir gerçek ya neyse.
2005'te tanıdığımız Dan Brown evli ve inançlarına bağlı bir hristiyandı. Ama 2025 model Dan Brown bildiğimiz agnostikler gibi konuşan, değişik bir adama dönmüş ve bu fikirlerini de dayatmacı bir şekilde eserinde işliyor görüyoruz. 2017'deki Başlangıç eserinde bunun emarelerini görmüştük gerçi ama orda "Fizik kanunları bir canlı yaratacak kadar güçlü ise bu kanunları ki yarattı?" sorusunu soracak kadar akıllı bir adam vardı. Bu eserde bunu pek göremedim. Bilimsel gerçek dediği şeylerin o gerçekleri(!) savunan kesimce mutlak bilim kabul edilip, farklı görüşlere mutlak şekilde kapalı olup, o görüşü savunanları medya yoluyla itibarsızlaştırma, karikatürize etme yoluyla bu konuda tekel kalma ihtimalini hiç düşünmemiş görünüyor.
Zaman işte. Herkesi hepimizi bir şekilde değiştiriyor. Sonu hayır olsun diyip bu bahsi kapatıyorum. Bunlar benim adıma rahatsız edici kısımlardı.
Özetle zikrettiğim şeylere takılmazsanız ve daha önce herhangi bir Dan Brown eseri okumamışsanız(aynı karakter tiplemelerini görmeyeceğinizden ötürü) ha bi de tabi ki de olmazsa olmaz klişeleri saymazsanız çok çok beğeneceğiniz bir kitap olmuş. Herkese öneriyorum. Tüm kitap bir günde geçiyor, Prag'ın soğuğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz ve tempo hiç düşmüyor.
Üslup harika. Ve Türkçe karşılığını bulamasam da uyuz olduğum tabirle Final twist. Yani sürpriz son.
Saf macera romanı olarak baktığımızda Puanım 9.5-10 olur. Ama gurme olunca ve ben biraz da boomer olmaya başladıyınca puanlar da düşüyor. Ahh şu her şeye bütüncül bakmaya çalışma hastalığım:) Bunlardan ötürü 8 veriyorum. Kalın sağlıcakla...