Matt Haig bu sefer bizi resmen bir seçim krizinin ortasına bırakmış. Nora diye bir ablamız var hayatından o kadar bezmiş ki tam her şeyi bitirecekken kendini bu kütüphanede buluyor; hani biz bazen bir karar veririz de acaba öbürünü seçsem ne olurdu diye içimiz içimizi yer ya bu kitap o merakın zirvesi olmuş. Her kitap ayrı bir hayat demekmiş meğer Nora da daldan dala konar gibi bir buz hokeyi şampiyonu oluyor bir rock yıldızı ama bir türlü dikiş tutturamıyor resmen.
Valla o kadar hayatın içinde gezip de hala mutsuz kalmayı başarması tam bir şampiyon dramı yani. Kitap aslında bize elimizdekilerin kıymetini bilmeyi falan anlatmaya çalışıyor ama bunu yaparken biraz fazla kişisel gelişim tadı vermişler sanki. Neyseki olaylar hızlı akıyor da Nora hangi hayatta kalacağına karar verene kadar biz de meraktan çatlamadık. Sonuçta hayatın provası yok ama Nora resmen bütün provaları yapıp yine ana sahneye döndü helal olsun.
Gece Yarısı Kütüphanesi