·242 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Mart 2026 23:05 Ufak bir girizgâh
Bir süredir, okuduğum kurgusal kitaplar dışındaki kitaplar hakkinda inceleme yazmamaya karar vermiştim. Bunun sebebi -bazen üşenmemin dışında- kurgu-dışı denilen düşünce yoğunluklu kitapları değerlendirmek için gereken olgunluğa henüz sahip olmadığımı düşünmemdi. Açıkçası hala böyle düşünüyorum, ancak incelemelerimin -düşünce ve eserleri metalaştırmadığı sürece- mükemmel olmak zorunda olmadıklarını, dağınık fikirlerin derli toplu bir yapıya büründürüldüğü bu metinlerin iyi bir öğrenme yöntemi olmasının yanında fikirlerin olgunlaşması için bir ortam, ve geriye dönüp bakılabilecek bir anıt taşı sağladığını düşünüyorum. Bu sebeplerden dolayı, inceleme yazma eylemi risklerinden arındırılıp faydalarıyla beni cezbetmiş oldu.
Tabii ki, bu gibi eserlerin incelemelerinde kurgusal olanlara göre daha temkinli yaklaşacağım. Bu, hem sahip oldukları didaktik anlatım tarzından, hem de saygı duyduğum içeriklerinden dolayıdır. (romanların içeriklerine saygı duymadığım anlamına gelmiyor, tabii ki.)
Eser
Eseri incelemeye başlamadan önce, çevirmen ve yayınevine değinmekte fayda görüyorum. Külliyat yayınlarının kuruluş amacı ve sahip oldukları "manifesto", kültür tarihine ilişkin bu ve benzer kitapların özünü oluşturan probleme ve çözüm arayışına parmak basıyor. Medeniyet problemi. Handiyse her çağda tartışılıp budaklanmış olan bu sorunu ele almaya cüret etmeyeceğim, ancak önsöz ve "manifesto"da da bahsedildiği gibi "Dünyanın, bütün kültürlere varoluş ve hayat hakkı tanıyabilecek, yeni bir medeniyet tasavvur"una ihtiyaç duyduğu yadsınamaz bir gerçek, kanaatimce.
Nihayet esere geçersek, 1928 yılında, İngilizce'deki en güvenilir Kur'an meallerinden birinin yazarı tarafından kaleme alınıyor kitap.
Pickthall, 1. Dünya Savaşı'nın çalkantılı siyasi atmosferine, bunun entelektüel dünyadaki yansımalarına doğrudan tanık olmuş bir isim. Dolayısıyla dönemin konjönktürünü iyi anlamış, bunun sonucunda Osmanlı Devleti'nin Batı medyasında en büyük savunucularından birisi olmuş.
Yazarın hayatından, çevirmenden ve yayınevinden bu kadar bahsetmemin sebebi, kitabın büyük bir derdinin olduğunu göstermek. Bu, fildişi kulesinden felsefi mülahazalar yapan birinin kitabı değil. Döneminin ciddi sorunlarına, hastalıklarına yakından şahit olmuş bir "alaylı doktorun" reçete denemesi.
Şimdi, Pickthall parlak bir İslâm âlimi, sosyolog ya da filozof sayılamaz belki. Siyaset alanında bir uzman olabilir, ama kitap çok derin siyasi meselelerden bahsetmiyor da. Ancak Pickthall, çok yönlü bir entelektüel. Zaten, kültür tarihi - incelemesi gibi geniş kapsamlı konularda yazıp çözebilmek için böyle bir nitelik gerekli diye düşünüyorum.
Kitap hakkında yapacağım bazı eleştiriler de bu noktayı baz alıyor. Yazarın, konunun çetrefilliği gereği, bazen tarih, din gibi alanlarda derin noktalara parmak basması gerekebiliyor. Ve önceki söylediğimde ilintili olarak, uzmanlığı olmayan konularda söz söylemesi zaman zaman yanlış bilgiler vermesiyle sonuçlanabiliyor. Bu yönden, yazarın kendine argüman kılmaya çalıştığı bazı bilgilerin bile yanlış olduğuna denk gelebiliyoruz.
Bu hataların yazarın samimiyetime bakışım bir zarar vermediğini söyleyebilirim. Özellikle tarihi kaynakların 1900'lerin kaotik ortamındaki belirsiz durumu, buna doğal olarak yol açabilir. Ancak yine de yazarın bunlara daha çok dikkat etmesi gerekir, ve bu hatalar normal şartlarda kitap için benim nezdimde büyük bir eksi olurdu.
Bu noktada, esere buna rağmen tam puan vermemin sebebini umuyorum ki açıklayabilecek, iki basit -ama çok kritik- değerlendirme açısından bahsedeceğim. Bunlar:
1. Benim kitaptan beklentilerime göre yorumlama
2. Yazarın kitabı yazma amacına göre yorumlama
Ben, kitabı okumadan önce ve okurken, zaten bana güvenilir ansiklopedik bilgiler vermesini değil, çağın sorunlarına ve çözümlere umumi ve öznel bir bakış sunmasını bekliyordum ki müellif bunu akıcı bir üslup ve -genelde- berrak bir zihinsel akış ile gerçekleştiriyor. Bu beklenti anlayışımla yazarın samimiyeti, dönemin tarihi belge sorunları gibi sebepleri birleştirdiğimiz zaman bu hatalar dikkatli bir okuyucunun fark edebileceği, dikkatsiz bir okuyucuda yanlış ön yargı oluşturabilecek sorunlar oluyor ki negatifliğin derecesi gözümde biraz daha düşüyor.
İkinci bakış açısına, yani yazarın kitabı yazmaktaki amacına gelirsek, bu amacı veya amaçları tespit etmek genellikle zor olabiliyor ancak bu kitapta göze çok çarpıyorlar. Bu amaçların en azından biri, çalkantılı ve sarsılan topluma, toplumlara bir yön göstermek. Kitap, halka hitap eden bir manifesto, gayrimüslimlere ve müslümanlara uyarı ve öneri, tebliğ çalışması niteliklerini taşıyor. Bu amaçlarına uygun bir ana fikir ile bu ana fikri delillendirebileceği argümanlarını da bu amaca göre seçmiş gibi görünüyor.
Bu ana fikir ışığında cevap vermeye çalıştığı hem döneminin hem çağımızın savaş, kadın hakları, eşitlik gibi tartışmalarına da verdiği cevap ve önerdiği çözümler kanımca iyi düşünülmüştü.
Sonuç olarak, sahip olduğu bazı hataları göz ardı edip tam puan verdiğim, bunun sebebini de çabaladığı ve bence başarmaya yaklaştığı zor ve kapsamlı hedefine bağladığım, kanaatimce iyi bir eserdi.