Çocuklar Treni, İtalyan yazar Viola Ardone’in okuduğum ilk kitabı ve sonuncu olmayacağını düşünüyorum. Ardone, Napoli’nin yoksul mahallelerinde yaşayan Amerigo isimli 7 yaşındaki bir çocuk ve annesinin, II. Dünya Savaşı sonrası batmış bir İtalyan toplumunun yoksul manzaraları karşılıyor bizleri. Ailelerin çocuklarına iyi bir hayat sunamaması üzerine, çocukların Güney İtalya’dan alınıp bir trenle Kuzey’e doğru bakıcı ailelerin yanına gönderilmesi üzerine kurulu roman. Bu tema, 1940’larda İtalya’da gerçekleştirilen bir sosyal yardım projesinin gerçekliğini kullanılarak yapılıyor.
Roman, 7 yaşındaki bir çocuğun gözünden savaşın anlamsızlığı ve farkındasızlığının ağıtı değil, savaş sonra İtalya’nın kalkınma çabaları, Mussolini diktatörlüğünün sebep sonuçlarını çok iyi özetliyor. Çocuk bakış açısıyla yazılan romanları hep sevmişimdir, Çocuklar Treni de listede kendine yer buldu bu konuda. Roman, aidiyet, travma sonrası kaygı bozukluğu yaşayan toplum-birey penceresini de aralarken, kimlik ve sınıfı ayırımlarına da göz attırıyor ister istemez.
Kısacası, tarihsel gerçekliği kurmamaya yediren türden romanlar seviyorsanız, seveceğinize inanıyorum. Bu arada, Netflix uyarlaması olan “Çocukların Treni”ni de izledim ve gayet sadık, hoş bir film olduğunu rahatlıkla söylerim. İzlemek isterseniz da tavsiyem olur. Kitapla kalın.