·456 syf.····Okunma: 23 Mart 2026 20:35 Nagihan Kabal’ın fantastik dünyalar kurmadaki başarısına Hepimizin Gökyüzü Olmak İstedik serisiyle zaten aşinaydım. Ejderha ve Yıldız kitabında bu evrene dair verilen kısa bir kesit merak etmeme sebep oldu. Bu yüzden bu kitaba bir şans vermek istemiştim ve iyi ki de vermişim. Açıkçası başta vampir temalı olduğu için biraz ön yargılıydım ama N. G Kabal gücü sanırım.
Kitabın Konusu ve Evreni
Kitap küçüklüğünden beri kalp ağrısı olan Luzia'nın bu ağrının sebebini ararken başına gelenleri konu alıyor.
Tıbbi açıdan bir sorun olmadığını öğrenen Luzia çocukluğunda ağrılarından kaynaklı hep dışlanmış. Daha doğrusu sosyal hayat kuramayacak kadar evde kalmak zorunda kalmış. İlerleyen yıllarda Üniversiteye gittiğinde Reyna adında bir kızla tanışıyor ve kimsenin göstermediği yakınlığı dostluğu Reyna sayesinde alıyor. Onu bir nevi hayata döndüren ve hayatı daha yaşanılır hale getiren Reynayla dostluğu olmuş.
Asıl konu burdan sonra başlıyor. Yıllar önce vampirlerin kimliği deşifre oluyor ve insanların arasında yaşamaya başlıyorlar. Tabiki çoğu kişi vampirleri istemiyor. Doğal olarak onların insanlardan üstünlüğü fazla olduğu için devlet vampirlerin çoğu haklarını ellerinden alıyor. Yani geçmişten gelen vampir düşmanlığı var. Soylarını bitirmek istiyorlar.
Luzia'nın hayatına gelecek olursak Reyna'nın sevgiliside vampir. Reyna sevgilisiyle Luziayı tanıştırdığında Vaha'nın Luziayı gördüğünde ona Luxuria adıyla sesleniyor. İlk başta anlamayan Luzia Vahadan anlatmasını istediğinde ondan öğrendiği kadarıyla yıllar önce aynı bedene sahip bir kişi olduğunu ve luzianın reankarne olup tekrar doğabileceğini söylüyor. Gel gelelim ki bu kişinin kalbinden hançerlenerek öldüğünü öğrenen Luzia kalp ağrılarının sebebi bu olabilir mi acaba diye bu işin peşinden gidiyor ve Luxira'nın yaşadığı ülkeye hatta onu kalbinden hançerleyen başrol erkeğimiz Sidra'nın müzesinde müze müdürü olarak işe başlıyor.
Ve ne hikmetse yüz yıllardır o müzeye ayak basmayan Sidra Luzia geldiğinde tekrar dönüş yapmaya karar veriyor.
Küçük bir dipnot geçenlerde yazar storysinde bu kasabaya bir isim vermediğini söyledi. Daha doğrusu kitabı baskıya verene kadar çok düşünmüş ama uygun bir isim bulamamış. O yüzden isimsiz olmasına karar vermiş. Ve ilk bir kitabında mavi gözlü bir karakter yazmadığından bahsetti. Yazar için bu seri çok önemliymiş. Hayatının belli bir döneminden geçerken yazdığını söyledi.
Bundan sonrası spoiler
Açıkçası Luxuria'nın vampir avcısı olmasını hiç beklemiyordum çok ters köşe oldum. Ve asıl ihanet edenin asıl yanlış anlayanın Sidra olması ve boş yere Luxuriayı öldürmesi gerçekten çok üzücü. Bunu öğrendiğinde resmen yıkıldı ama iş işten geçti.
Bir diğer şaşırdığım olay ise Vaha'nın Luzia hatırlamasın diye anılarını unutturması oldu.
Veee tabi kii en son sayfa Luxuria tekrar döndü bakalım neler olacak ikinci kitabı çok merak ediyorummmm.