8/10
·448 syf.··
2026 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 00:00
Yırtıcı Kuşlar Zamanı Ahmet Ümit #okudumbitti İlk Yayın Tarihi 2024-448 Sayfa Yırtıcı Kuşlar Zamanı, Ahmet Ümit'in gerilim dolu atmosferiyle sizi içine çeken son yıllarda okuduğum en güzel polisiye romanlardan biri oldu. Polisiye ve psikolojik gerilim unsurları ustaca harmanlanmış, hikâye boyunca gizem ve heyecan hiç eksilmiyor, aslında bir kurgu ya da roman değil, Türkiye'nin son yıllarda ki durumunu okuyor gibisiniz, öyle bir şey ki bi bölümü okurken karakterlerin isimleri farklı tabi ki ama kimin kim olduğunu çabuk anlıyorsunuz. Gelelim konuya: Önceki eserlerden tanıdığımız yardımcıları komiser Ali ve krimonolog Zeynep ile yeni bir maceraya başlıyorlar. Aşırı yağmurlu bir günde Ağva'da yaşanan bir heyelan ve ortaya çıkan bir iskelet.Bu macerada Ahmet Ümit, günümüz Türkiye'sinin portresini o kadar güzel ele almış ki okurken hiçbir şeyi yadırgamıyorsunuz.Yozlaşan insan ilişkileri, uyuşturucu tacirleri, uluslararası suç şebekeleri, faili meçhul cinayetler, ekonomik bozulmayla birlikte para kazanma hırsının getirmiş olduğu ahlaki çöküş, kurum ve kuruluşlardaki liyakatsizlikler ve mafya denilen olgunun günümüzdeki etkileri.Kısacası toplumsal sorun olarak nitelediğimiz ne varsa hepsi bu kitapta var.Kitapseverlerin mutlaka okuması gereken bir eser. Bu romanda Nevzat başkomiser bu sefer kendi davasının peşinde.Ama buna kendisi de şaşkın, çünkü hatırlamadığı zamanlar var. Geçmişte eşi Güzide ve kızı Aysun'u bir suikast sonucu kaybetmiş ve ağır bir majör depresyon geçirmiştir.Doktorların uyguladığı şok tedavisi sonucu çoğu şeyi hatırlamaz, işte o sıralarda teşkilatta bir şeyler dönmüş ama neler olduğunu hatırlayamıyor.Olmayacak yerde olmayacak şekilde bir vaka oluyor, ne hikmetse Ağva'daki olaya Nevzat başkomiser gidiyor, bulunan kafatasında bir kurşun var ve bingo: kurşunu atan silah kendisinin silahı. Ben başlarda nevzat başkomiserimden şüphelendim, yalan yok. Ama sonra kafalar karıştı, bu konuda Ahmet Ümitin mahir bir yazar olduğunu düşünüyorum, Janti Cemal, İlhami, Darko ve Sabri derken cümbüş başladı. Üç kez ölümden döndü. Düğümü son sayfalarda çözmeyi seviyor Ahmet Ümit buna alışığız. Roman, İstanbul'un yaldızlı vitrinlerinden arka sokaklardaki kan kokusuna; güzellik merkezlerinden Suriye iç savaşının karanlık uzantılarına kadar geniş bir panoramaya açılıyor. Yozlaşmış polisler, kara para aklamak için kullanılan güzellik merkezleri, mafya savunuculuğu yapan medyatik avukat, tüm suç örgütleri ve suçlularla fotoğrafı olan bir bakan.. ÖSO'dan para aklamaya, devletin görünmeyen yüzünden magazin dünyasına kadar her katman, ustalıkla örülmüş bir kurgu içinde yerini buluyor. Bir diğer dikkat çekici nokta zaman kayması. Nevzat başkomserin eşi ve kızı 1999'da ölmüştü ama bu kitapta 7 yıl önce öldükleri vurgulanıyor dolayısıyla bütün serinin de zaman akışını bozmuş oluyor. Okunmalı mı? Ahmet Ümit kitapları arasında katili tahmin etmenin diğer kitaplara göre daha kolay olduğu bir kitap olmuş. Özetlersek, sırf Ahmet Ümit'e saygıdan, komiserer Nevzat'a olan özlemden tüm eleştirilere rağmen yine okunur, ortalamanın üzerinde bir kitap olduğunu teslim etmeliyiz. Kolay tahmin edilebilir bir sona ve havada kalan bazı yan konulara sahip olmasına rağmen sade anlatımı ve sürükleyiciliğiyle keyifle okuyup hızla bitirilen bir Ahmet Ümit romanı.Ustanın ellerine sağlık ama bir sonraki umarım biraz daha özenli olur. Alıntılar: "Bu kudreti, bu zenginliği nasıl elde ettin diye soruyordu çünkü gücün pazarlayıcısı cehalet olmuştu, onu kıymetli hale getiren ise ahlaksızlıktı.'' "Bazı insanlar bize iyi gelir; gülüşleri dünyamızı aydınlatır, sesleri içimizi ısıtır, bakışları yaşama sevinci verir. Bazı insanlar şifadır Nevzat Bey..." "Ülkeyi hiç bu kadar mutsuz görmemiştim. Mutsuz ve gergin. Kibrit çaksanız alev alacak gibi herkes. Hayat şartları çok ağırlaştı. Yoksulluk çok arttı. Zenginler daha da zenginleşti ve sayıları azaldı; fakirler daha da fakirleşti ve sayıları hiç olmadığı kadar arttı.Bir atasözümüz var, elle gelen düğün bayram diye. Ama küçük bir azınlık lüks içinde yaşarken, büyük çoğunluğun yokluk çekmesi toplumsal psikolojiyi bozuyor. İntiharlar bunun için arttı, uyuşturucu kullanımı had safhaya ulaştı." "Millet birbirine sarılmayı unuttu, birbirinin gözünün içine muhabbetle bakmayı, birbirlerine sevgi duymayı, saygı duymayı.İnsanlar insan olmayı unuttu." "Gerçek aşk buydu işte, kafanız karmakarışık da olsa, size yönelik korkunç bir entrikanın göbeğinde de bulunsanız, hatta tehlike kapınızı çalmak üzere de olsa, bunların hiçbirine aldırmaz, unutmamanız gerekeni unutur, ucunda ölüm olduğunu bilseniz de en küçük bir telaşa kapılmaz, ruhunuzu tümüyle sevdiğiniz kadının emrine verirdiniz."
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,2bin okunma
·
53 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.