Baek Sehee’nin bu iç dökümü, derin bir varoluşsal boşluk ile en basit duyusal arzuların aynı düzlemde nasıl absürt bir tutarlılıkla var olabileceğini gösteren rafine bir fenomenolojik kayıt. Ağır bir melankoli ile tteokbokki yeme isteği arasındaki o keskin uçurum, aslında insan ruhunun rasyonel kategorilere sığmayan, parçalı ve çelişkili yapısının yapısal bir dışavurumu. Psikolojik bir derinlikle ele alındığında, distiminin o sinsi ve durağan doğasını bir vaka analizi şeffaflığıyla sunan bu metin, toplumsal rollerin ötesinde, öznenin kendi kırılgan gerçekliğiyle girdiği o rasyonel pazarlığı önümüze koyuyor. Duygusal bir enkazın içinden bile en temel duyusal hazzın sızabilmesi, zihnin en karanlık dehlizlerinde bile kendine nasıl hayatta kalma odaklı ve ironik bir çıkış yolu inşa edebileceğinin bütüncül bir kanıtı. Entelektüel bir perspektifle bakıldığında, bu eser acının kutsanmasından ziyade, onun sıradanlaşmış ve rasyonel bir gerçeklik olarak kabullenilmesini temsil eden, zihindeki o durağan alanı sarsıcı bir netlikle dolduran bir deneyim.