Puan vermedi·312 syf.····Okunma: 31 Mart 2026 20:27 İtirafımdır: Kitabın kapağını henüz kapattım ve fırından yeni çıkmış, dumanı üstünde taptaze yorumlarımla geldim karşınıza!
Bazen insanın o ağır edebi metinlerden, derin felsefelerden, mantık süzgeçlerinden falan biraz uzaklaşıp "sadece okuyayım, su gibi aksın gitsin" dediği anlar olur ya... Hah, işte tam o anların kurtarıcısı bir kitapla buradayım. Biliyorsunuz, zihni nadasa bırakmak için arada böyle tatlı okuma kaçamakları da lazım hepimize.
Ne yazsam büyüsünü bozacak, spoiler olacak gibi hissediyorum, o yüzden en iyisi kısa ve öz geçmek:
Yolculuk Başlıyor: Evlilikleri biraz yorgun düşmüş, ömrünü doldurmaya yüz tutmuş bir çiftimiz var. Bir anda İskoçya'nın o puslu atmosferindeki ıssız bir şapelde sürpriz bir tatil kazanıyorlar. İnsan böyle durumlarda ne der? "Belki biraz uzaklaşmak bize iyi gelir." İşte onlar da bu umutla yola çıkıyorlar ve... Sonrası bildiğiniz olaylar, olaylar!
Atmosfer: O gizemli şapelde yankılanan fısıltılar, beklenmedik anlarda kesilen elektrikler, duvardan size bakıyormuş gibi duran o tuhaf tablolar... Atmosfer gerçekten içine çekiyor. Kitap sürükleyicilik açısından çok başarılı, sayfaların rüzgar gibi nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.
Ufak Bir Sitem: Fakat minik bir sitemim var: Çoğu gerilim türünde karşılaştığımız o klasik tuzağa bu kitabımız da düşmüş. Yazarımız finalde okura o meşhur "ters köşe" hissini yaşatmak isterken, maalesef birkaç mantık hatasının arasına sıkışıp kalmış.
Kısacası; Bana o iliklerime kadar hissetmek istediğim gerilim tadını tam olarak verememiş olsa da kafa yormadan, merakla okuyup bitirilecek çok keyifli, akıcı bir kitaptı. Eğer sizin de zihninizi dinlendirmek istediğiniz, sadece hikayenin akışına kapılmak istediğiniz bir döneminizdeyse, kesinlikle şans verilebilir!