·128 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Mart 2026 23:47 Sevgili Yıldız Ramazanoğlu'nu lise yıllarımda tanımıştım. Okulumuza bir söyleşiye gelmişti, kütüphanemizde ön sıralardan onu dinleme fırsatım olmuştu ve o günlerden beri çok okumadığım ama takip ettiğim ve tinsel bir bağ hissettiğim bir yazar oldu. Lise yıllarımdaki o söyleşiden şöyle bir sözünü not almışım: "50 katlı bina yaparak insanların gökyüzünü çalıyorsun".
Bu yıl annemin kitaplığında Kırmızı isimli kitabını görüp en sevdiğim renk olmasının etkisiyle okudum Yıldız Ramazanoğlu'nu. Geçip Giden Şeyler kitabına ise kapağının zarif ve sakin havası beni çekmiş olacak, almak ihtiyacı hissettim. Alır almaz da başladım. Tinsel bağdan söz etmiştim ya, bazı kadın sanatçılarla bu bağ kuruluveriyor elimde olmadan.
Geçip Giden Şeyler 11 öyküden oluşan bir kitap, her öyküde türlü hayvanların bize eşlik ettiği. Tabiatla çok içiçe hissettiren bir okuma yolculuğu. Sanki bitkilerin ve hayvanların dilini konuşuyor yazar, onlarla derin bir bağ kuruyor. Hem kendimizle, hem de yeryüzüyle olan ilişkimiz üzerine yolculuklara da çıkarıyor bizi okuyucu olarak.
Gülperi'ye isimli hikayesi çok derinlerden ruhuma dokundu ve gözlerimden pıt pıt yaşlar dökülüverdi. Kadın dayanışmasına dair, direnişe dair, barışa dair ve daha nelere nelere dair. Gülperi'ye diyor ama sevgili kızı Gülsüm'e sesleniyor sanki. Başka bir ülkede yaşayan ve belki de pek çok zaman hasretini çektiği kızına. Kadın dayanışmasından, örgütlenmesinden, biricik kızına bahsediyor. Hem neşesini hem yasını onunla paylaşıyor. Emekten, mutfaktan, barıştan, kadınların çabasından bahsediyor. Ve ben çok içimde bir yerlerde hissediyorum bunu. Yazar da hissediyor. Kızı da hissediyor. Aynı yolda yürüdüğümüz bütün kadınlar da hissediyor.